Genel Af ve Özel Af Nedir? Af Çıkacak mı
Ceza hukuku ve infaz rejiminin en çok tartışılan konularının başında af müessesesi gelmektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) Anayasa’nın 87. maddesinden aldığı yetkiye dayanan bu yasal kurum, mahkûmiyetleri ve adli yaptırımları doğrudan etkilemektedir. Hukuki statülerini korumak isteyen bireylerin genel af nedir ve özel af nedir sorularının yasal kanunilik sınırlarını net olarak analiz etmeleri gerekir.
Genel af, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 65. maddesi uyarınca hem sürmekte olan kamu davasını bütünüyle düşüren hem de kesinleşmiş hapis cezalarını tüm hukuki neticeleriyle ortadan kaldıran mutlak bir yasama işlemidir. Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere, bu karar alındığında adli sicil kayıtları silinir ve işlenen eylem “suç” olmaktan çıkar. Buna karşılık özel af, suçu ve mahkûmiyeti ortadan kaldırmaz; yalnızca kesinleşmiş hapis cezasının infaz süresini kısaltır, tamamen kaldırır veya cezaevi sürecini adli para cezasına çevirir. Mahkûmiyetin getirdiği memuriyet yasağı gibi hak yoksunlukları devam eder.
Toplumda ve basında sıklıkla gündeme gelen af çıkacak mı sorusu ise yasal terminolojide infaz indirimleri ve denetimli serbestlik (Örn: 7242 sayılı yasa) düzenlemeleriyle karıştırılmaktadır. Yasama organının dönemsel olarak çıkardığı bu yargı paketleri teknik anlamda bir af değil, cezaevinde kalma süresini belirleyen şartla salıverilme kurallarının esnetilmesidir.
[Yargıtay CG. Ceza Genel Kurulu 06.12.2011 T. 2011/217 E. 2011/244 K.]
“Af, suç teşkil eden fiiller için ceza verme hakkını ortadan kaldıran, verilmiş olan cezaların kısmen veya tamamen infazını önleyen, yetkili mercilerce yapılmış hukuksal tasarruflardır. Af yetkisinin kullanılması, netice itibariyle devletin cezalandırmak hakkından geçici olarak feragat etmesi anlamına gelmektedir. Doğurduğu sonuçlara göre af, biri mahkûmiyet ve kamu davasını ortadan kaldıran genel af, diğeri de sadece cezaya etki eden özel af olarak ikiye ayrılabilir.
Genel af; yasa koyucunun çeşitli faydalar gözeterek tüm veya belirli bazı suçlara ilişkin davaları ve kesinleşmiş cezaları bütün sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldıran bir yasama işlemidir. 765 sayılı TCY’nın 97 ve 5237 sayılı TCY’nın 65/1. maddelerine göre genel af, henüz kesinleşmemişse kamu davasını, mahkûmiyet kararı kesinleşmiş ise hükmedilen cezaları bütün neticeleriyle birlikte ortadan kaldırır.
Genel affın, belirli koşullara bağlanması da olanaklıdır. Bunun yanında sanık veya hükümlünün aftan yararlandıktan sonra belirlenen bir süre içinde suç işlememesi şeklinde, affı ortadan kaldırıcı koşullar da konulabilir. Tüm bu koşullar, affın genel af olma özelliğini ortadan kaldırmamaktadır.
Özel af; işlenmiş olan fiilin suç olma niteliğini ortadan kaldırmamakta olup, sadece hükmedilmiş ve kesinleşmiş olan cezalarda bazı düzenlemeler söz konusu olmaktadır. 765 sayılı TCY’nın 98 ve 5237 sayılı TCY’nın 65/3 maddeleri uyarınca özel af, kamu davasına ve mahkûmiyete etkisi olmaması, yalnız ceza üzerine etkili olması nedeniyle sadece cezayı kısmen veya tamamen düşüren bir sebeptir. Özel affın mahkûmiyeti etkilememesi nedeniyle mahkûmiyete bağlı hak yoksunlukları devam eder. Bununla birlikte genel afta olduğu gibi özel afta da bazı koşullar öngörülebilir.”
Yazı İçeriği
- 1. Ceza Hukuku Kapsamında Af Müessesesinin Anayasal Temelleri
- 2. TCK 65 Uyarınca Genel Af ve Hukuki Sonuçları
- 3. Özel Af Hükümleri ve İnfaz Rejimine Etkileri
- 4. İnfaz Düzenlemeleri (Denetimli Serbestlik) ile Af Kavramının Hukuki Farkları
- 5. Yasama Süreçleri Işığında Af Çıkacak Mı Gündemi ve Beklentiler
- 6. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
- 6.1. Ceza Hukuku ve Mevzuatımız Kapsamında Genel Af Nedir ve Hangi Kurum Tarafından İlan Edilebilir?
- 6.2. Yasama Organının Anayasa’ya Dayanarak Çıkardığı Özel Af Nedir ve Kesinleşmiş Mahkûmiyetleri Nasıl Etkiler?
- 6.3. Kamuoyunda Tartışılan Yasal Düzenlemeler Işığında Yakın Zamanda Genel Af veya Özel Af Çıkacak Mı?
- 6.4. TBMM Tarafından Genel Af İlan Edildiğinde Devam Eden Ceza Davaları ve Adli Sicil (Sabıka) Kayıtları Ne Olur?
- 6.5. Meclisten Özel Af Çıkması Durumunda Devam Eden Yargılamalar ve Memuriyet Hakları Nasıl Etkilenir?
- 6.6. İnfaz Yasası Değişikliği (Denetimli Serbestlik veya Şartla Salıverilme) ile Genel Af Arasındaki Temel Hukuki Farklar Nelerdir?
- 6.7. Yürürlüğe Giren Genel Af veya Özel Af Kanunları İptal Edilebilir mi, Anayasa Mahkemesi’nin Bu Konudaki Yargısal Yetkisi Nedir?
- 6.8. Cumhurbaşkanı’nın Anayasal Özel Af Yetkisi Nedir ve Meclisin Yetkisinden Farkı Kimleri Kapsamasıdır?
- 6.9. Orman Yakma Suçları veya Terör Suçları Genel Af veya Özel Af Kapsamına Yasal Olarak Dâhil Edilebilir mi?
- 6.10. Bir Kişi Hakkında Genel Af Çıkarılması Durumunda, O Kişinin İşlediği Fiilden Zarar Gören Mağdurun Açacağı Tazminat Davalarından da Kurtulması Mümkün Müdür?
- 7. Sonuç
Ceza Hukuku Kapsamında Af Müessesesinin Anayasal Temelleri
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 87. maddesi, kanun koyma, değiştirme ve kaldırma yetkisinin yanı sıra, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) af ilan etme yetkisini de mutlak bir biçimde tanımıştır. Ceza adalet sisteminin en radikal müdahalelerinden biri olan af kurumu, ancak Meclis üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun (360 milletvekili) gizli oyu ile yasalaşabilir. Anayasa koyucu, af kurumunun keyfi uygulanmasını engellemek amacıyla hem nitelikli çoğunluk şartı getirmiş hem de ormanları yakma ve yok etme suçları (Anayasa m. 169) gibi belirli suç tiplerini mutlak surette af kapsamı dışında bırakmıştır.
Yasama organının uhdesinde olan bu genel ve özel af yetkisi ile Anayasa’nın 104. maddesinde düzenlenen Cumhurbaşkanının yetkisi birbirinden tamamen bağımsız hukuki müesseselerdir. Cumhurbaşkanının yetkisi; yalnızca sürekli hastalık, ağır engellilik hali veya kocama (yaşlılık) sebebiyle, cezası kesinleşmiş belirli ve somut kişilerin cezalarını hafifletmek veya tamamen kaldırmakla sınırlı idari bir işlemdir. Toplumun geniş kesimlerini ilgilendiren, suç tiplerini kategorize eden ve yasal statüleri temelden değiştiren af kanunları ise münhasıran TBMM’nin yasama faaliyetidir. Bu hukuki ayrım, erkler ayrılığı ilkesinin ceza infaz rejimindeki en net yansımalarından biridir.
TCK 65 Uyarınca Genel Af ve Hukuki Sonuçları
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 65. maddesi, genel affın sınırlarını ve hukuki sonuçlarını kesin usul kurallarına bağlamıştır. Genel af, yasama organının iradesiyle, işlenmiş olan haksız bir fiilin “suç olma” vasfını bütünüyle ortadan kaldıran en geniş kapsamlı hukuki tasarruftur. Bu düzenleme yürürlüğe girdiği andan itibaren ceza muhakemesi zincirindeki tüm süreçler bıçak gibi kesilir.
Soruşturma aşamasında olan dosyalar için Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından derhal “Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar” (KYOK) verilir. İddianamesi kabul edilmiş ve yargılaması devam eden derdest davalarda mahkemeler esasa girmeden “Kamu Davasının Düşmesi” kararı tesis eder. En keskin etki ise kesinleşmiş mahkûmiyetlerde görülür; hapis veya adli para cezasının infazı derhal durdurulur ve hükümlü tahliye edilir.
Genel affın en ayırt edici özelliği, suçun geçmişe dönük olarak tüm hukuki izlerini silmesidir. Adli Sicil Kanunu gereğince, genel af kapsamına giren suçlara ait sabıka kayıtları ve arşiv kayıtları tamamen silinir. Kişi, hukuk nezdinde o suçu hiç işlememiş statüsüne geri döner. Ancak ceza hukukundaki bu mutlak silinme durumu, üçüncü kişilerin şahsi haklarını (örneğin mağdurun maddi ve manevi tazminat taleplerini) ortadan kaldırmaz. Aynı şekilde, suçta kullanılan veya suçtan elde edilen eşyanın devlete geçmesini ifade eden “müsadere” kararları, eşya çoktan müsadere edilmişse genel aftan etkilenmez ve iade edilmez.
Özel Af Hükümleri ve İnfaz Rejimine Etkileri
Özel af, kamuoyundaki yaygın algının aksine suçu ortadan kaldıran değil, salt “cezayı” hedef alan dar kapsamlı bir müessesedir. TCK 65/2 maddesi uyarınca özel af; kesinleşmiş bir hapis cezasının infazından tamamen vazgeçilmesini, infaz edilecek sürenin kısaltılmasını veya hürriyeti bağlayıcı cezanın adli para cezasına çevrilmesini sağlar.
Genel aftan ayrılan en kritik hukuki fark, devam eden yargılamalara olan etkisinde yatar. Özel af kanunu çıktığında, mahkemelerde sürmekte olan kamu davaları düşmez. Yargılama makamı, delilleri toplamaya ve maddi gerçeği araştırmaya devam eder. Yargılama sonucunda sanığın beraatine karar verilirse kişi zaten aklanır; ancak mahkûmiyetine karar verilirse, işte o noktada hapis cezası infaz edilmez veya özel af kanununun belirlediği oranda indirilerek çektirilir.
Özel affa uğrayan bir mahkûmiyet kararı, adli sicil kayıtlarında (sabıkada) yer almaya devam eder. Suçun hukuki vasfı silinmediği için, 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinde düzenlenen “Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma” halleri geçerliliğini korur. Örneğin, rüşvet veya zimmet suçundan ceza alan bir kişi özel aftan yararlanıp cezaevinden çıksa dahi, suç unsuru ortadan kalkmadığı için ömür boyu devlet memuru olma hakkını veya belirli siyasi haklarını kaybetmiş statüsünde kalmaya devam eder.
İnfaz Düzenlemeleri (Denetimli Serbestlik) ile Af Kavramının Hukuki Farkları
Cezaevlerindeki hükümlülerin ve tutuklu yakınlarının sıkça karıştırdığı hukuki kavramların başında, af ile infaz indirimi (şartla salıverilme) gelmektedir. Yasama organı, Anayasa’nın zorlu 3/5 nitelikli çoğunluk şartına takılmamak ve kamuoyundaki “cezasızlık algısını” tetiklememek adına, uzun yıllardır doğrudan bir af yasası çıkarmak yerine Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’da (5275 sayılı yasa) değişiklikler yapma yoluna gitmektedir.
İnfaz düzenlemeleri, mahkemenin verdiği cezanın miktarını veya hukuki niteliğini değiştirmez. Yalnızca o cezanın ne kadarının Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda, ne kadarının Açık Ceza İnfaz Kurumunda, ne kadarının ise dışarıda Denetimli Serbestlik altında geçirileceğini belirleyen matematiksel oranları değiştirir. Örneğin, bir suçun yatar oranının 2/3’ten 1/2’ye düşürülmesi veya denetimli serbestlik süresinin 1 yıldan 3 yıla çıkarılması bir infaz rejimi değişikliğidir.
Bu tür düzenlemelerden faydalanarak cezaevinden tahliye olan kişi affedilmiş sayılmaz. İnfaz süreci dışarıda devam etmektedir. Hükümlü, denetimli serbestlik süresi içinde imza atma, belirli yerlere gitmeme veya kamu yararına çalışma gibi yükümlülüklerini ihlal ederse yasal hakkını kaybeder ve cezasının kalan kısmını çekmek üzere kapalı cezaevine geri gönderilir. Af müessesesinde ise dışarıya çıkmış bir kişinin, sırf imza atmadı diye cezaevine dönmesi gibi bir durum söz konusu dahi olamaz.
[Anayasa GK. Genel Kurul 17.07.2020 T. 2020/44 E. 2020/41 K.]
“Buna göre sadece geçmişe yönelik olan düzenleme kesin veya kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararıyla hükmedilen cezanın miktarım azaltıyor veya daha hafif bir ceza ile değiştirmek (örneğin hapis cezasını para cezasına çevirmek) suretiyle hafifletiyor ya da hiç infaz edilmeyecek şekilde ortadan kaldırıyor ise bunun özel af olarak nitelendirilmesi gerekir. Ancak cezanın miktarında ve türünde herhangi bir değişikliğe neden olmayıp sadece çeşitli gerekçelerle cezanın infaz şeklini/rejimini değiştiren/belirleyen düzenlemelerin özel af olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.”
Yasama Süreçleri Işığında Af Çıkacak Mı Gündemi ve Beklentiler
Yargı sisteminin işleyişi, cezaevlerinin doluluk oranları ve sosyolojik dinamikler, af çıkacak mı sorusunu adli takvimin daimi bir maddesi haline getirmiştir. Kapalı ve açık ceza infaz kurumlarının kapasite sınırlarını aşması, meclis komisyonlarını belirli aralıklarla yeni yargı paketleri ve infaz tasarıları hazırlamaya zorlamaktadır.
Hukuki gerçeklik penceresinden bakıldığında; TCK 65 anlamında, tüm suçları ve sicilleri sıfırlayan klasik bir genel affın çıkması, mevcut anayasal denklemde ve devletin suçla mücadele politikasında son derece düşük bir ihtimaldir. Siyasi iradeler, kamu düzenini sarsmamak adına “genel af” terminolojisinden bilerek uzak durmaktadır.
Ancak uygulamadaki fiili durum, halk arasında “örtülü af” olarak bilinen infaz yasası değişikliklerinin devam edeceğini göstermektedir. Belirli periyotlarla yasalaşan Yargı Paketleri aracılığıyla; açık cezaevine ayrılma şartlarının esnetilmesi, denetimli serbestlik sürelerinin maktu olarak artırılması veya iyi hal değerlendirme kurullarının kriterlerinin yumuşatılması gibi adımlar, doğrudan af olmasa da fiili tahliyelerin önünü açan yasal yollardır. Dolayısıyla “Af çıkacak mı?” sorusunun hukuki karşılığı; geniş çaplı bir anayasal aftan ziyade, mükerrirlere (tekrar suç işleyenlere), terör suçlarına veya cinsel dokunulmazlığa karşı suçlara uygulanmayan, daha lokal ve oranlara dayalı “İnfaz Kanunu Değişiklikleri” şeklinde vücut bulmaktadır. Hükümlülerin ve şüphelilerin, hukuki durumlarını değerlendirirken genel af söylentilerinden ziyade, 5275 sayılı yasadaki güncel oran değişikliklerine odaklanmaları en rasyonel savunma stratejisidir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Ceza Hukuku ve Mevzuatımız Kapsamında Genel Af Nedir ve Hangi Kurum Tarafından İlan Edilebilir?
Ceza hukukunda genel af nedir sorusunun hukuki karşılığı; devletin cezalandırma yetkisinden tamamen vazgeçerek, işlenmiş olan haksız bir fiilin “suç olma” vasfını tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırmasıdır. TCK m. 65 uyarınca düzenlenen bu müessese, suçun işlendiği ana kadar var olan cezai sorumluluğu geçmişe etkili olarak siler. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 87. maddesine göre, genel af ilan etme yetkisi münhasıran Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) aittir. Bu yasanın meclisten geçebilmesi için üye tamsayısının beşte üç (3/5) çoğunluğunun, yani en az 360 milletvekilinin gizli oyu ile kabul edilmesi anayasal bir zorunluluktur. Yargı organlarının, mahkemelerin veya idari makamların kendi inisiyatifleriyle genel af niteliğinde bir karar almaları hukuken mümkün değildir.
Yasama Organının Anayasa’ya Dayanarak Çıkardığı Özel Af Nedir ve Kesinleşmiş Mahkûmiyetleri Nasıl Etkiler?
Hukuk sistemimizde özel af nedir sorusu, mahkûmiyetin (suçluluk durumunun) değil, salt “infaz edilecek cezanın” hedef alındığı bir yasal düzenleme olarak yanıtlanır. Özel af kanunu, fiilin suç olma niteliğine dokunmaz; yalnızca mahkemece verilmiş ve kesinleşmiş bir hapis cezasının miktarını düşürür, cezaevi infazını tamamen kaldırır veya hapis cezasını adli para cezasına çevirir. Kişinin suçlu olduğu gerçeği adli sicil kayıtlarında sabit kalır. Suçun hukuki vasfı devam ettiği için, mahkûmiyete bağlı olarak ortaya çıkan seçme ve seçilme ehliyetinin kaybı, devlet memurluğundan ihraç veya velayet haklarının kısıtlanması (TCK m. 53 hak yoksunlukları) gibi fer’i yaptırımlar özel af sonrasında da aynen uygulanmaya devam eder.
Kamuoyunda Tartışılan Yasal Düzenlemeler Işığında Yakın Zamanda Genel Af veya Özel Af Çıkacak Mı?
Hükümlülerin ve tutuklu ailelerinin hukuki durumlarını planlarken en çok yönelttiği af çıkacak mı sorusunun cevabı, doğrudan TBMM’nin siyasi ajandasına ve yasama takvimine bağlıdır. Devletin genel suç politikası, mağdur haklarının korunması ve “cezasızlık” algısının önüne geçilmesi ilkeleri gereği, Cumhuriyet tarihinde tüm suçları ve sicilleri sıfırlayan klasik bir genel affın çıkma ihtimali her zaman oldukça düşüktür. Siyasi partiler genellikle “genel af” kavramından kaçınmaktadır. Ancak cezaevi doluluk oranlarının artması nedeniyle, fiiliyatta örtülü af niteliği taşıyan infaz kanunu değişikliklerinin (Yargı Paketleri) meclis gündemine gelmesi her zaman olasıdır. Bu nedenle, doğrudan bir af beklentisi yerine, şartla salıverilme ve denetimli serbestlik oranlarını değiştiren infaz tasarılarının takip edilmesi çok daha gerçekçi bir hukuki yoldur.
TBMM Tarafından Genel Af İlan Edildiğinde Devam Eden Ceza Davaları ve Adli Sicil (Sabıka) Kayıtları Ne Olur?
Genel af yasası Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği an, ceza adalet sistemindeki tüm çarklar durur. Henüz soruşturma aşamasında olan dosyalar (savcılık aşaması) için derhal kovuşturmaya yer olmadığına (takipsizlik) kararı verilir. İddianamesi kabul edilmiş ve mahkemelerde sürmekte olan (derdest) tüm kamu davaları esasa girilmeksizin doğrudan düşürülür. Genel affın en güçlü hukuki etkisi ise Adli Sicil Kanunu üzerindedir; af kapsamına giren suçlara ait tüm sabıka kayıtları ve arşiv kayıtları Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü tarafından sistemden tamamen silinir. Kişi, hukuk nezdinde o suçu hiç işlememiş tertemiz bir statüye geri döner.
Meclisten Özel Af Çıkması Durumunda Devam Eden Yargılamalar ve Memuriyet Hakları Nasıl Etkilenir?
Özel af kanunu çıktığında, mahkemelerde devam eden kamu davaları genel afta olduğu gibi düşmez; yargılama makamı maddi gerçeği araştırmaya ve yargılamaya devam eder. Yargılama sonunda sanık beraat ederse zaten aklanmış olur, ancak mahkûmiyet kararı çıkarsa, özel af yasasının getirdiği ceza indirimleri uygulanarak infaz gerçekleştirilir. Özel af suçu silmediği için, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda (Madde 48) belirtilen memuriyete engel katalog suçlardan (zimmet, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, terör suçları vb.) birini işleyen kişi, cezaevinden özel afla çıksa bile devlet memuru olma hakkını veya mevcut memuriyetini sonsuza dek kaybeder.
İnfaz Yasası Değişikliği (Denetimli Serbestlik veya Şartla Salıverilme) ile Genel Af Arasındaki Temel Hukuki Farklar Nelerdir?
İnfaz yasası değişikliği, mahkemenin verdiği toplam ceza miktarını (örneğin 10 yıl) veya fiilin suç vasfını değiştirmez. Sadece o 10 yıllık cezanın kaç yılının cezaevi dört duvarı arasında (örneğin 5 yıl), kaç yılının ise dışarıda denetim altında geçirileceğini belirleyen infaz kesirlerini düzenler. İnfaz indiriminden yararlanarak dışarı çıkan kişi özgür bir vatandaş değildir; dışarıda imza atma, belirli bölgelere gitmeme gibi denetim kurallarına uymak zorundadır. Kuralları ihlal ederse cezaevine derhal geri döner. Genel afta ise suç, ceza, denetim, imza atma gibi hiçbir yükümlülük kalmaz; kişi koşulsuz şartsız tamamen hürriyetine kavuşur.
Yürürlüğe Giren Genel Af veya Özel Af Kanunları İptal Edilebilir mi, Anayasa Mahkemesi’nin Bu Konudaki Yargısal Yetkisi Nedir?
Af kanunları da diğer tüm kanunlar gibi TBMM’nin bir yasama işlemidir ve bu nedenle norm denetimi yoluyla Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) yargısal denetimine tabidir. Cumhurbaşkanı veya TBMM’deki belirli sayıda milletvekili (ana muhalefet partisi grubu) af yasasının şekil (örneğin 3/5 çoğunlukla geçmemesi) veya esas (örneğin Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olması) yönünden iptali için AYM’ye iptal davası açabilir. Ancak burada çok kritik bir ceza hukuku kuralı işler: AYM af yasasını iptal etse bile, iptal kararları geriye yürümediği için (Anayasa m. 153), iptal kararı verilene kadar aftan yararlanıp tahliye olan veya dosyası düşen kişilerin kazanılmış hakları korunur ve bu kişiler tekrar cezaevine gönderilemez.
Cumhurbaşkanı’nın Anayasal Özel Af Yetkisi Nedir ve Meclisin Yetkisinden Farkı Kimleri Kapsamasıdır?
Anayasa’nın 104. maddesinde Cumhurbaşkanı’na tanınan af yetkisi, meclisin yasama yetkisinden tamamen farklı, birel (kişiye özel) ve idari bir işlemdir. Cumhurbaşkanı, yasa çıkararak bir suç tipini affedemez; ancak Adli Tıp Kurumu raporuyla tespit edilmiş olan “sürekli hastalık, ağır engellilik hali ve kocama (aşırı yaşlılık)” durumlarındaki belirli mahkûmların cezalarını hafifletebilir veya tamamen kaldırabilir. Bu yetkinin kullanılması siyasi veya genel bir af politikası değil, tamamen insani ve tıbbi gerekçelere dayanan istisnai bir anayasal müdahaledir.
Orman Yakma Suçları veya Terör Suçları Genel Af veya Özel Af Kapsamına Yasal Olarak Dâhil Edilebilir mi?
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 169. maddesi ormanların korunması konusunda son derece katı bir mutlak yasak getirmiştir. Bu anayasal hüküm gereğince, “Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar” hiçbir şart altında genel veya özel af kapsamına alınamaz. Meclis 3/5 çoğunluğu sağlasa dahi orman suçlarını affedemez. Terör suçları, kasten adam öldürme veya cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar için ise Anayasa’da mutlak bir “af yasağı” yoktur; ancak devletin ceza politikası ve kamu vicdanı gereği, çıkarılan infaz paketlerinde ve af düzenlemelerinde bu ağır suç tipleri daima kapsam dışı bırakılmakta veya infaz oranları en yüksek seviyede tutulmaktadır.
Bir Kişi Hakkında Genel Af Çıkarılması Durumunda, O Kişinin İşlediği Fiilden Zarar Gören Mağdurun Açacağı Tazminat Davalarından da Kurtulması Mümkün Müdür?
Hayır, kesinlikle mümkün değildir. Ceza hukukunun etki alanı ile özel hukukun (borçlar hukuku) etki alanı birbirinden tamamen bağımsızdır. Genel af, devletin o kişiyi cezalandırma (hapse atma) yetkisinden vazgeçmesi anlamına gelir; ancak o suç eylemi nedeniyle mağdur olan üçüncü şahısların kişisel haklarını (maddi ve manevi tazminat) ortadan kaldıramaz. Örneğin bir dolandırıcılık veya yaralama suçu genel af kapsamına girip ceza davası düşse bile; mağdur taraf, uğradığı zararın telafisi için Asliye Hukuk Mahkemelerinde tazminat davası açabilir ve af kanunu bu hukuki talebin önünde hiçbir yasal engel teşkil etmez.
Sonuç
Ceza adaleti sisteminin en hassas yasal enstrümanlarından biri olan af kurumu, kamu vicdanı ile bireyin hürriyet hakkı arasındaki yasal dengenin yasama organı tarafından yeniden tesis edilmesidir. Türk Ceza Kanunu’nun 65. maddesi ve Anayasa’nın 87. maddesi ekseninde çizilen katı hukuki sınırlar, devletin suç politikasının doğrudan bir yansıması niteliğindedir. Genel affın suçu bütünüyle silen, kamu davalarını düşüren ve adli sicil kayıtlarını temizleyen mutlak yapısı ile özel affın yalnızca infaz edilecek hapis cezasını hafifleten sınırlı karakteri arasındaki usuli farklar, şüpheli ve hükümlülerin yasal statülerini geri dönülemez biçimde değiştirmektedir.
Yasama organı tarafından infaz rejiminde yapılan şartla salıverilme ve denetimli serbestlik oranlarındaki dönemsel esnemelerin, toplum nezdinde klasik bir af yasasıymış gibi algılanması ciddi hukuki yanılgılara ve telafisi güç hak kayıplarına yol açmaktadır. İnfaz yasalarında yapılan teknik iyileştirmeler, kişinin yargısal mahkûmiyetini veya sabıka kaydından doğan memuriyet yasağı gibi hak yoksunluklarını hiçbir şekilde ortadan kaldırmamakta, salt kapalı kurumlarda geçirilecek fiili süreyi dışarıya taşımaktadır. Bu hukuki aşamada denetim ve imza kurallarının ihlali, infazın yanmasına ve kişinin hızla tekrar cezaevine dönmesine sebep olacak derecede katı işletilmektedir.
Ceza davalarının soruşturma evresinden infazın tamamen sonlandırılmasına kadar geçen tüm aşamalarında, yasama organından gelecek mutlak bir yasal düzenleme beklentisine girmek yerine; usuli itirazların süresinde yapılması, delillerin hukuka uygun toplanmasının sağlanması ve yürürlükteki infaz oranlarına odaklanılması, adil yargılanma hakkının ve kişi hürriyetinin teminatı açısından yegâne rasyonel hukuki zemindir.