Mutlak Butlan Nedir, Butlan Ne Demek?
Hukuk sistemimizde irade beyanları ve hukuki işlemler, yasanın aradığı kurucu ve geçerlilik şartlarını taşıdıkları ölçüde sonuç doğururlar. Bir hukuki işlemin kurucu unsurlara sahip olmasına rağmen, kanunun emredici hükümlerine, kamu düzenine veya ahlaka ağır şekilde aykırılığı sebebiyle baştan itibaren hiçbir hukuki sonuç doğurmaması haline hukuki terminolojide butlan adı verilmektedir. Sözleşme yaparken, şirket kararı alırken veya aile hukuku uyuşmazlıklarında en sık sorulan butlan nedir ve hukuki sonuçları bakımından butlan ne demek sorularının temel cevabı, “kesin hükümsüzlük” veya “geçersizlik” yaptırımıdır.
Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve Türk Medeni Kanunu (TMK) ekseninde bu sakatlık halleri iki ana kategoriye ayrılmaktadır. Hukuki işlemin baştan itibaren ve herkes tarafından ileri sürülebilecek şekilde ölü doğmuş olması durumu mutlak butlan nedir sorusunun yasal karşılığıdır.
Kamu düzenini ilgilendiren bu yaptırım türünde, işlem sonradan tarafların onayı ile kesinlikle geçerli hale getirilemez. Öte yandan, şeklen geçerli olarak kurulan ancak taraflardan birinin iradesinin hata, hile veya korkutma (irade fesadı) yollarıyla sakatlanması sonucunda o işlemin iptal edilebilir hale gelmesi durumu ise nisbi butlan nedir sorusuna cevap verir.
Hukuki işlemler bağlamında ticari hayatta mutlak butlan ne demek dendiğinde; konusunun imkânsız olması, şekil eksikliği veya muvazaa gibi ağır sakatlıklar nedeniyle işlemin mahkemece re’sen geçersiz sayılması anlaşılmalıdır. Geçersizliğin tespiti için yetkili mahkemeler nezdinde yürütülecek dava süreçleri, hak kayıplarının önlenmesi adına hayati öneme sahiptir.
Yazı İçeriği
- 1. Kavramsal Açıdan Türk Hukuk Sisteminde Butlan Nedir?
- 2. Borçlar Hukuku Çerçevesinde Mutlak Butlan Nedir?
- 3. Aile Hukuku Pratiğinde Mutlak Butlan Ne Demek?
- 4. İrade Sakatlıkları Kapsamında Nisbi Butlan Nedir?
- 5. Şirketler Hukuku Bakımından Butlan Ne Demek?
- 6. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
- 6.1. Hukuki Bir Sözleşmenin Geçersiz Kılınması Bağlamında Butlan Nedir?
- 6.2. Ehliyetsiz Kişilerce Yapılan İşlemlerde Mutlak Butlan Nedir?
- 6.3. Aile Hukukunda Evliliğin İptali Davalarında Mutlak Butlan Ne Demek?
- 6.4. Sözleşme Kurulurken İradenin Sakatlanması Durumunda Nisbi Butlan Nedir?
- 6.5. Ticaret Hukukunda Şirket Genel Kurul Kararları İçin Mutlak Butlan Ne Demek?
- 6.6. Hukukta Yokluk Kavramı İle Butlan Ne Demek Sorusu Arasındaki Temel Farklar Nelerdir?
- 6.7. Hata, Hile ve Korkutma (Nisbi Butlan) Durumlarında Dava Açma Süresi Ne Kadardır?
- 7. Sonuç
Kavramsal Açıdan Türk Hukuk Sisteminde Butlan Nedir?
Hukuk düzeninde, kişilerin hak ve borç doğurmaya yönelik irade açıklamaları “hukuki işlem” olarak tanımlanır. Bir hukuki işlemin yasaların öngördüğü sonuçları doğurabilmesi için hem kurucu unsurlara (taraf, irade beyanı, konu) hem de geçerlilik şartlarına sahip olması gerekir. Kurucu unsurları tam olan, yani şeklen varlık kazanmış bir işlemin, kanunun kamu düzenini korumak amacıyla koyduğu emredici kurallara aykırılık teşkil etmesi durumunda karşılaştığı en ağır geçersizlik yaptırımı, yargı pratiğinde butlan nedir sorusunun yasal karşılığıdır.
“Yokluk” kavramından farklı olarak butlanla sakatlanmış bir işlem, dış dünyada hukuken doğmuş gibi görünür. Ancak yasanın belirlediği ağır ihlaller nedeniyle, tarafların arzu ettiği hukuki sonuçları (mülkiyetin devri, evlilik birliğinin kurulması, şirket kararının icrası) daha en başından itibaren meydana getirmez. Geçersizlik teorisinde bu durum, işlemin “ölü doğması” şeklinde tasvir edilir.
Uygulamada ve doktrinde bu geçersizlik hali, kamu düzenine aykırılığın şiddetine göre iki farklı türe ayrılır. Kamuyu ve üçüncü kişileri doğrudan ilgilendiren, hiçbir şekilde düzeltilemeyen ve hâkim tarafından davada re’sen (kendiliğinden) tespit edilmesi gereken ağır sakatlıklara “mutlak butlan”; yalnızca işlemin taraflarından birinin iradesinin sakatlanması (irade fesadı) nedeniyle o tarafa işlemi iptal etme hakkı veren daha hafif nitelikteki sakatlıklara ise “nisbi butlan” veya iptal edilebilirlik denilmektedir.
Geçersizlik davalarında Mahkemelerin uyguladığı hukuki prosedür şu şekilde ilerler:
- Davaya konu işlemin öncelikle kurucu unsurlarının (yokluk hali) bulunup bulunmadığı incelenir.
- İşlem varlık kazanmışsa, emredici kurallara aykırılık (mutlak butlan) olup olmadığı re’sen taranır.
- Kamu düzenine aykırılık yoksa, tarafların iddiaları doğrultusunda irade sakatlıkları (nisbi butlan) değerlendirilir.
- Yargılama sonucunda verilen tespit kararı, hukuki işlemi geçmişe yürürlü (makable şamil) olarak ortadan kaldırır.
Borçlar Hukuku Çerçevesinde Mutlak Butlan Nedir?
Sözleşmeler hukukunda taraflar, Türk Borçlar Kanunu (TBK) madde 26 uyarınca kanunun sınırları içinde özgürce sözleşme yapma hakkına (sözleşme özgürlüğü) sahiptir. Ancak bu özgürlüğün sınırı TBK madde 27 ile çizilmiştir. TBK m.27 gereğince; kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı olan veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.
Ticari sözleşmelerde, gayrimenkul satış vaatlerinde veya adi ortaklık protokollerinde en sık karşılaşılan mutlak butlan nedir sorusu, işte bu emredici kanun sınırlarının aşılması durumunda ortaya çıkan kesin geçersizlik halidir.
Bir sözleşmenin kesin hükümsüz sayılmasını gerektiren temel yasal unsurlar şunlardır:
- Kanunun Emredici Hükümlerine Aykırılık: Sözleşme hükümlerinin, tarafların aksini kararlaştıramayacağı yasal düzenlemelerle (örneğin faiz sınırları, rekabet yasağı süreleri) çelişmesi.
- Kişilik Haklarına Aykırılık: Bir kimsenin bedensel veya ruhsal bütünlüğünü, ekonomik özgürlüğünü bütünüyle ortadan kaldıran veya ölçüsüzce kısıtlayan (örneğin ömür boyu çalışma yasağı içeren) sözleşmeler.
- İmkânsızlık: Sözleşmenin konusunun, daha kurulduğu anda objektif olarak yerine getirilmesinin (ifasının) mümkün olmaması (örneğin yok olmuş bir binanın satışı).
- Muvazaa (Danışıklılık): Tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, gerçekte hiç yapmak istemedikleri bir hukuki işlemi görünüşte yapmış gibi göstermeleri (TBK m.19).
- Ehliyetsizlik: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) 14. ve 15. maddeleri gereğince, ayırt etme gücünden (temyiz kudretinden) yoksun tam ehliyetsiz kişilerin yaptığı işlemler.
Mutlak butlanla sakatlanmış bir işlemin yargıdaki en önemli usul kuralı, hâkim tarafından re’sen (kendiliğinden) dikkate alınması ve zamanın geçmesiyle geçerlilik kazanamamasıdır.
[Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 19.02.2018 T., 2016/10019 E., 2018/1276 K.]
“Mutlak butlan halinde yapılan hukuki işlem/sözleşme başlangıçtan itibaren geçersiz işlem olup, zaman içerisinde geçerlilik kazanamayacağı gibi hukuki sonuç da doğurmayacaktır. Mutlak butlan (kesin hükümsüzlük) taraflarca ileri sürülmese dahi hakim tarafından re’sen nazara alınır… Kararlaştırılan sözleşme hükümlerinin baştan itibaren hukuki sonuç doğurmadığının kabulü gerekir.”
Karardan açıkça anlaşıldığı üzere, kesin hükümsüz olan bir sözleşme, tarafların sonradan icazet (onay) vermesiyle, edimlerin ifa edilmesiyle veya uzun bir sürenin geçmesiyle asla yasal bir geçerlilik kazanamaz. Hâkim, dava dosyasında bu ağır sakatlığı fark ettiği an tarafların talebi olmasa dahi işlemi geçmişe yürürlü olarak ortadan kaldırır.
Aile Hukuku Pratiğinde Mutlak Butlan Ne Demek?
Aile hukuku alanında, toplumun temel taşı olan evlilik birliğinin kurulması TMK hükümleriyle çok sıkı kurallara bağlanmıştır. Şeklen bir evlendirme memuru önünde gerçekleşmiş olsa bile, yasanın kamu düzeni saydığı evlenme engellerinden birinin varlığı halinde, o evlilik hukuken korunmaz.
Boşanma davalarından tamamen farklı bir hukuki yapıya sahip olan ve geçmişe etkili olarak evliliği ortadan kaldıran bu yaptırım türü, Aile Mahkemelerindeki mutlak butlan ne demek sorusunun esas eksenidir. TMK madde 145 uyarınca, bir evliliği kesin hükümsüz kılan (batıl yapan) haller sınırlı sayıda (numerus clausus) sayılmıştır.
TMK madde 145’te belirtilen ve evliliği doğrudan batıl kılan mutlak sebepler şunlardır:
- Eşlerden birinin evlenme sırasında zaten evli olması (çifte evlilik yasağı).
- Eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden bütünüyle yoksun bulunması.
- Eşlerden birinde evlenmeye engel derecede ağır bir akıl hastalığının bulunması (Sağlık kurulu raporuyla sabit olması şartıyla).
- Eşler arasında evlenmeye yasal olarak engel teşkil edecek derecede kan veya kayın hısımlığı (akrabalık) bulunması.
TMK madde 146’ya göre, evliliğin mutlak geçersizliğine ilişkin dava, durumun niteliği gereği doğrudan Cumhuriyet Savcısı tarafından re’sen (davaname ile) açılır. Ayrıca evliliğin iptal edilmesinde menfaati bulunan herkes (mirasçılar, yasal temsilciler, önceki eş) de bu davayı açma hakkına sahiptir. Dava herhangi bir hak düşürücü süreye veya zamanaşımına tabi değildir. Yargıtay, hısımlık gibi kamu düzenine aykırı hallerde savcılık makamının müdahalesini yasal bir zorunluluk olarak görmektedir:
[Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 25.09.2014 T., 2014/8598 E., 2014/12616 K.]
“ Somut olayda, … ve …’ın arasında 129/1. maddesi gereğince evlenmeye engel olacak derecede (dayı yeğen) akrabalık ilişkisi bulunduğu iddiasına dayalı olarak, Cumhuriyet Savcısı tarafından davaname ile evliliğin iptali istenmiştir… Eşler arasında evlenmeye engel olacak derecede hısımlığın bulunması evliliği mutlak butlanla batıl kılar (TMK.md.145/4). Mutlak butlan davası, Cumhuriyet savcısı tarafından res’en açılır. Bu dava ilgilisi olan herkes tarafından da açılabilir (TMK.m.146).”
Buradaki en teknik ayrım; evliliğin Aile Mahkemesi kararıyla iptal edilinceye kadar yasal bir evliliğin tüm sonuçlarını doğurmasıdır. Hakim iptal kararı verene dek eşler yasal olarak evli kabul edilir. Ancak karar kesinleştiğinde, evliliğin baştan itibaren sakat olduğu tescillenir.
İrade Sakatlıkları Kapsamında Nisbi Butlan Nedir?
Hukuki işlemlerde her sakatlık kamu düzenini doğrudan ihlal etmez. Bazen işlemin kurucu unsurları tamdır, sözleşme emredici kanun hükümlerine veya ahlaka da aykırı değildir; ancak işlemi yapan taraflardan birinin o işlemi kurarken sahip olduğu iç iradesi ile dışa vurduğu beyanı arasında, hukukun korumayacağı ölçüde bir uyuşmazlık (fesat) meydana getirilmiştir.
Bu gibi durumlarda, sözleşmenin veya hukuki işlemin kamu düzeni gerekçesiyle herkes tarafından veya hâkim tarafından kendiliğinden geçersiz sayılması yerine, sadece iradesi sakatlanan tarafa işlemi iptal etme hakkı tanınır. İşte bu “iptal edilebilirlik” statüsü, modern borçlar hukukunda nisbi butlan nedir sorusunu tanımlar. İşlem, iradesi sakatlanan kişi iptal hakkını kullanana kadar tamamen geçerli kabul edilir.
Türk Borçlar Kanunu madde 30 ve devamında düzenlenen, işlemi iptal edilebilir (nisbi butlan) kılan temel irade fesadı (sakatlığı) halleri şunlardır:
- Esaslı Hata (Yanılma): Kişinin sözleşmeyi kurarken sözleşmenin niteliğinde, konusunda veya karşı tarafın kimliğinde, bilseydi asla o sözleşmeyi yapmayacak derecede ağır bir yanılgıya düşmesi.
- Hile (Aldatma): Taraflardan birinin, sözleşme yapmak için karşı tarafı kasıtlı olarak gerçeğe aykırı beyanlarla aldatması, onda yanlış bir kanaat uyandırması.
- İkrah (Korkutma): Bir kimsenin, kendisinin veya yakınlarının canına, namusuna veya malvarlığına yönelik ağır ve derhal gerçekleşecek bir tehlike tehdidi altında iradesi dışında sözleşme yapmaya zorlanması.
- Gabin (Aşırı Yararlanma): Bir kişinin zorda kalmasından, düşüncesizliğinden veya deneyimsizliğinden faydalanarak sözleşmedeki edimler arasında açık bir oransızlık yaratılması (TBK m.28).
Nisbi butlana dayalı iptal hakkı, mutlak butlandaki “süreye tabi olmama” kuralının aksine sıkı yasal sürelere bağlanmıştır. TBK m.39 uyarınca; iradesi sakatlanan taraf, hatayı veya hileyi öğrendiği; korkutmanın ise etkisinin tamamen ortadan kalktığı andan itibaren tam bir (1) yıl içinde bu işlemi iptal ettiğini karşı tarafa bildirmek (veya dava açmak) zorundadır. Bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra hukuki işleme zımni olarak icazet (onay) verilmiş sayılır ve işlem kesinleşir.
Şirketler Hukuku Bakımından Butlan Ne Demek?
Anonim ve limited şirketlerde şirketin en üst karar organı olan Genel Kurul’un aldığı kararlar, bazen yasanın azınlık pay sahiplerini koruyan emredici yapılarına aykırı olabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK), ticaret hayatının güvenliğini ve şirketlerin yapısal bütünlüğünü korumak amacıyla genel kurul kararlarının sakatlığını ikiye ayırmıştır: Kararın iptal edilebilirliği (TTK m.446) ve kararın butlanı (TTK m.447). Şirket ortaklarının ve yönetim kurullarının ticari ihtilaflarda en çok başvurduğu butlan ne demek sorusu, TTK 447’de sayılan ve azınlığın vazgeçilmez haklarını gasp eden ağır ihlalleri ifade eder.
TTK madde 447’ye göre bir anonim şirket genel kurul kararı şu durumlarda kesin olarak batıldır:
- Pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy kullanma, iptal davası açma gibi kanundan kaynaklanan en temel (vazgeçilemez) haklarını tamamen ortadan kaldıran veya kısıtlayan kararlar.
- Pay sahibinin şirketin mali durumuna ilişkin bilgi alma, finansal tabloları inceleme ve özel denetçi talep etme haklarını kanunun izin verdiği ölçünün ötesinde kısıtlayan kararlar.
- Anonim şirketin temel organizasyon yapısını bozan (örneğin yönetim kurulunun devredilemez yetkilerini genel kurula alan) veya sermayenin korunması ilkelerine açıkça aykırı düşen kararlar.
Ticaret mahkemelerinde bu iki kavramın farkı son derece hayati sonuçlar doğurur. Çünkü iptal davası (nisbi butlan) için genel kurulda “muhalefet şerhi” yazdırmak ve kararı izleyen 3 ay içinde dava açmak zorunluyken; batıl kararlar (mutlak butlan) için böyle bir süre ve şerh zorunluluğu yoktur. Bölge Adliye Mahkemesi, bu hassas usuli farkı ticaret hukuku ekseninde şöyle aydınlatmaktadır:
[İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 02.06.2022 T., 2020/733 E., 2022/681 K.]
“ Mutlak butlan (kesin hükümsüzlük) hali işlemin, başta Kooperatif Kanunu, Ticaret Kanunu ile ilgili kanunların emredici hükümlerine aykırı olmasıdır.
Genel kurul kararlarının yokluğu, bunda hukuki yararı bulunan herkes tarafından ve bir süreye bağlı olmaksızın ileri sürülebilir. Bir genel kurul kararı şekil ve usul açısından geçerli olmakla birlikte, konusu bakımından TBK m. 27.maddesi uyarınca emredici hukuk kurallarına yahut ahlak ve adaba aykırı veya imkansız ise sonucu yine yokluktur.
İptal edilebilirlik ise kanuna, esas mukaveleye ve afaki objektif iyi niyet kurallarına aykırılıktır. İptal edilebilir kararlar yönünden ise davanın 1 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılması, red oyu kullanılması ve iptali talep edilen her bir madde bakımından muhalefet şerhinin sunulması gerekmektedir.… Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız olan genel kurul kararları kesin olarak hükümsüzdür.”
Ticari işlemlerde güvenliğin tesisi adına, mahkemeler butlan iddialarını incelerken TTK’nın dar yorum ilkelerini uygular; sadece kanunda açıkça yasaklanan ve şirket yapısını temelden sarsan kararları batıl sayar.
| Karşılaştırma Kriteri | Mutlak Butlan (Kesin Hükümsüzlük) | Nisbi Butlan (İptal Edilebilirlik) |
|---|---|---|
| Tanım ve Yasal Kapsam | Kamu Düzenine AykırılıkKanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kişilik haklarına aykırılık, ehliyetsizlik veya imkânsızlık hali. | İrade Fesadı (Sakatlığı)Hata (yanılma), hile (aldatma), ikrah (korkutma) veya gabin durumlarında rızanın yasal olmaması. |
| İleri Sürebilecek Kişiler | İlgisi Bulunan HerkesYalnızca sözleşmenin tarafları değil; iptalinde yasal menfaati olan üçüncü kişiler ve Cumhuriyet Savcısı da ileri sürebilir. | Yalnızca İradesi Sakatlanan TarafÜçüncü kişiler dava açamaz. Yalnızca korkutulan, aldatılan veya yanılgıya düşen asıl taraf iptal hakkını kullanabilir. |
| Hâkimin Re'sen İncelemesi | Hâkim Re'sen Dikkate AlırTaraflar dava dilekçesinde belirtmemiş olsa dahi, hâkim dosyada tespit ettiği an geçersizlik kararı vermek zorundadır. | Hâkim Re'sen Dikkate Almazİradesi sakatlanan taraf bu durumu mahkemede ileri sürmezse, hâkim kendiliğinden işlemi geçersiz sayamaz. |
| Zamanaşımı / Dava Süresi | Süre Sınırı YokturHerhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi olmaksızın, her zaman iptal davasına konu edilebilir. | 1 Yıllık Hak Düşürücü SüreSakatlığın (hile, korkutma vb.) öğrenildiği veya etkisinin geçtiği andan itibaren 1 yıl içinde ileri sürülmelidir. |
| İcazet (Sonradan Onaylama) | Asla Geçerli Hale GelmezTaraflar sonradan kendi aralarında anlaşsalar bile işlem baştan itibaren ölüdür, onay ile diriltilemez. | Onay (İcazet) ile Geçerli OlurSüre içinde iptal hakkı kullanılmazsa veya kişi işleme açıkça onay verirse, sözleşme tamamen geçerli hale gelir. |
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Hukuki Bir Sözleşmenin Geçersiz Kılınması Bağlamında Butlan Nedir?
Sözleşmeler hukukunda tarafların karşılıklı irade beyanlarıyla kurdukları hukuki ilişkinin, kanunun emredici normlarına, kamu düzenine veya ahlak kurallarına ağır bir şekilde aykırı olması sebebiyle hiçbir hukuki sonuç doğurmamasına “butlan” adı verilir. Kurucu unsurları bakımından (taraf, konu, irade açıklaması) şeklen kurulmuş gibi görünen bir sözleşme, içerik veya ehliyet yönünden yasanın çizdiği sınırları aştığında, devletin yargı organları o işlemin geçerliliğini tanımaz.
Bir gayrimenkul satış vaadinin resmi şekilde yapılmaması, uyuşturucu madde ticareti için sözleşme yapılması veya bir kişinin bedensel bütünlüğünü süresiz olarak kısıtlayan bir taahhütname imzalanması gibi örnekler; yargı sisteminde butlan nedir sorusuna verilen en temel hukuki yanıtlardır. Yaptırımın gücü, hukuki işlemin taraflarca ifa edilmiş (yerine getirilmiş) olup olmadığına bakılmaksızın o işlemi geçmişe yürürlü (makable şamil) olarak geçersiz kılmasıdır.
Ehliyetsiz Kişilerce Yapılan İşlemlerde Mutlak Butlan Nedir?
Türk Medeni Kanunu madde 15 uyarınca, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, yaş küçüklüğü veya sarhoşluk gibi sebeplerle eylemlerinin hukuki sonuçlarını öngörebilme yeteneğinden (temyiz kudretinden) bütünüyle yoksun olan kişilere “tam ehliyetsiz” denilmektedir. Tam ehliyetsiz bir kişinin yaptığı her türlü hukuki işlem, sözleşme veya tapu devri, baştan itibaren ölü doğmuş kabul edilir ve bu durum yargıda mutlak butlan nedir kavramının en somut uygulama alanıdır.
Ehliyetsiz birinin imzaladığı senet veya sattığı gayrimenkul, karşı tarafın iyiniyetli olup olmadığına bakılmaksızın kesin olarak hükümsüzdür. İşlemin geçersizliği sadece ehliyetsiz kişinin yasal temsilcisi tarafından değil; bu iptalde maddi veya manevi hukuki menfaati bulunan herkes (mirasçılar, alacaklılar) tarafından, hiçbir zamanaşımı süresine tabi olmaksızın her zaman Mahkemelerde ileri sürülebilir.
Aile Hukukunda Evliliğin İptali Davalarında Mutlak Butlan Ne Demek?
Toplumun temel yapı taşı olan evlilik kurumu, Aile Hukuku mevzuatında üst düzey kamu düzeni kurallarıyla korunmaktadır. Resmi bir evlendirme memuru önünde gerçekleşse dahi, eşlerden birinin evlenme anında zaten resmi olarak evli olması (çifte evlilik), eşlerden birinin akıl hastası olması veya taraflar arasında yasaklanmış derecede kan hısımlığı (dayı-yeğen, amca-yeğen vb.) bulunması hallerinde o evlilik baştan itibaren sakattır.
Aile mahkemelerinde mutlak butlan ne demek sorusu, işte bu emredici engellerin varlığına rağmen kurulan evliliğin, bizzat Cumhuriyet Savcısının açacağı “davaname” veya ilgililerin açacağı “evliliğin iptali davası” ile ortadan kaldırılmasını ifade eder. Ancak sözleşmeler hukukundan farklı olarak, evlilik mahkeme kararıyla iptal edilinceye kadar yasal bir evliliğin tüm sonuçlarını (örneğin doğan çocukların evlilik içi doğmuş sayılmasını) doğurmaya devam eder.
Sözleşme Kurulurken İradenin Sakatlanması Durumunda Nisbi Butlan Nedir?
Hukuki işlemlerin iptal edilebilirliğini ifade eden nisbi butlan; işlemin kanunun emredici hükümlerine aykırı olmamasına rağmen, işlemi yapan taraflardan birinin iradesinin dışarıdan yapılan bir müdahaleyle (veya esaslı bir yanılgıyla) sakatlanması halidir. Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen esaslı yanılma (hata), aldatma (hile) veya korkutma (ikrah) durumları, ticari ve bireysel sözleşmelerde nisbi butlan nedir sorusunun yasal dayanaklarıdır.
Kişi, satın aldığı arazinin imar durumu hakkında kasten kandırılmışsa veya imzalamayacağı bir senedi ölüm tehdidi altında imzalamışsa, o işlem iptal edilebilir (nisbi butlanla sakat) hale gelir. Burada kamu düzenini ilgilendiren mutlak bir yasak olmadığı için hâkim bu sakatlığı re’sen dikkate almaz; iradesi sakatlanan kişinin hakkını aktif olarak mahkemede araması gerekir.
Ticaret Hukukunda Şirket Genel Kurul Kararları İçin Mutlak Butlan Ne Demek?
Anonim ve Limited şirketlerde, genel kurul tarafından alınan kararların kanunun emredici normlarına veya anonim şirketin temel yapısına aykırı olması, ticaret hukukunda “butlan” yaptırımına tabi tutulur. Türk Ticaret Kanunu (TTK) madde 447 ekseninde şirket yönetimlerinde mutlak butlan ne demek sorusu; azınlık pay sahiplerinin genel kurula katılma, asgari oy kullanma veya mahkemeye başvurma gibi anayasal ve yasal (vazgeçilemez) haklarını ellerinden alan diktatöryal kararların kesin hükümsüzlüğünü açıklar.
Bir genel kurul kararı pay sahibinin bilgi alma hakkını haksız yere sınırlandırıyorsa veya şirketin sermayesinin korunması ilkesini ihlal ediyorsa, bu karar süreye bağlı olmaksızın her zaman butlan davasına konu edilebilir. TTK’da düzenlenen iptal davasındaki “bir aylık hak düşürücü süre” ve “muhalefet şerhi” şartı, batıl kararlar (mutlak butlan) için kesinlikle aranmaz.
Hukukta Yokluk Kavramı İle Butlan Ne Demek Sorusu Arasındaki Temel Farklar Nelerdir?
Hukuk doktrininde geçersizlik yaptırımları uygulanırken, işlemin “yokluk” ile mi yoksa “butlan” ile mi sakatlandığı ayrımı mahkemenin usul sürecini doğrudan etkiler. Yokluk, bir hukuki işlemin kurucu unsurlarının (örneğin evliliğin resmi memur önünde yapılmaması veya sözleşmede iki tarafın bulunmaması) hiç var olmaması durumudur; ortada değerlendirilecek bir hukuki işlem dahi yoktur.
Buna karşın adliye koridorlarında sıklıkla telaffuz edilen butlan ne demek dendiğinde; işlemin kurucu unsurlarının (taraf, imza, memur) mevcut olduğu, işlemin dış dünyada şeklen var olduğu ancak yasanın içerik kurallarına (kamu düzeni, ahlak, ehliyet) aykırılık taşıdığı anlaşılmalıdır. Yok olan bir işlem için mahkemeden sadece fiili bir “tespit” istenirken, butlanla sakat işlemlerde mahkeme işlemi hukuken iptal ederek ortadan kaldırır.
Hata, Hile ve Korkutma (Nisbi Butlan) Durumlarında Dava Açma Süresi Ne Kadardır?
İrade fesadı (sakatlığı) hallerinde yasa koyucu, ticari ve hukuki işlem güvenliğini sonsuza dek askıda bırakmamak adına sıkı bir zamanaşımı (hak düşürücü süre) öngörmüştür. İptal edilebilirlik davalarında, iradesi sakatlanan tarafın sözleşmeyle bağlı olmaması için belirli bir yasal süre içinde karşı tarafa bildirimde bulunması veya iptal davası açması şarttır.
Türk Borçlar Kanunu madde 39 uyarınca; yanılmayı (hatayı) veya aldatmayı (hileyi) öğrenme anından itibaren, korkutma (ikrah) durumunda ise korkutmanın etkisinin tamamen ortadan kalktığı andan itibaren tam bir (1) yıl içinde bu hakkın kullanılması emredici usul kuralıdır. Bir yıllık yasal süre geçirildiğinde, iradesi sakatlanan kişi o hukuki işleme zımnen (örtülü olarak) onay (icazet) vermiş sayılır ve nisbi butlan iddiaları bir daha mahkemede ileri sürülemez.
Sonuç
Hukuk sistemimizde irade özerkliği ve sözleşme özgürlüğü, modern toplumun en temel dinamiklerinden biri olmakla birlikte sınırsız bir serbesti anlamına gelmemektedir. Devlet; yasaların emredici hükümlerini, kamu düzenini, genel ahlakı ve kişilerin temel haklarını korumak maksadıyla, hukuki işlemlere çok katı hukuki sınırlar çizmiştir. Bu yasal bariyerlerin aşılması neticesinde ortaya çıkan kesin hükümsüzlük (mutlak butlan) ve iptal edilebilirlik (nisbi butlan) yaptırımları, adaletin ve işlem güvenliğinin tesis edilmesindeki en güçlü yargısal mekanizmalardır.
Tam ehliyetsiz kişilerin yaptığı işlemlerin, şekil eksikliği taşıyan resmi sözleşmelerin veya ahlaka aykırı protokollerin zamanın geçmesiyle veya tarafların onayıyla yasal bir zemine oturması kesinlikle mümkün değildir. Buna karşılık, irade sakatlığı hallerinde yasa koyucu mağdur tarafa bir yıllık yasal hak düşürücü süre tanıyarak iptal mekanizmasını bireysel inisiyatife (nisbi butlana) bırakmıştır.
Aile mahkemelerinden asliye ticaret mahkemelerine kadar geniş bir yargısal yelpazeyi kapsayan bu uyuşmazlıklarda, davanın türüne, husumet (dava ehliyeti) yapısına ve hak düşürücü sürelere riayet edilmesi, yaşanabilecek ağır hak kayıplarının önüne geçecek yegane yoldur.