Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Nedir? 2026
Hukuk sisteminde temel hak ve özgürlüklerin korunması, ulusal yargı mercilerinin ötesinde uluslararası bir denetim mekanizmasına tabidir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ile güvence altına alınmış olan temel haklarının ihlal edilmesinden şikâyetçi olan gerçek kişilerin ve tüzel kişilerin başvurularını değerlendiren uluslararası bir mahkemedir. Türkiye, Sözleşme’nin denetim sürecine bireysel başvuru hakkını 1987 yılında, bu uluslararası mahkemenin zorunlu yargı yetkisini ise 1990 yılında resmi olarak kabul etmiştir. Bireysel başvurunun kapsamı, yalnızca Sözleşme ve Ek Protokoller tarafından korunan hak ve özgürlüklerle sınırlı tutulmuştur.
Adli süreçlerde sıklıkla karşılaşılan aihm nedir sorusunun hukuki yanıtı; ulusal iç hukuk yollarının tamamen tüketilmesinin ardından başvurulabilen, temel insan hakları ihlallerini denetleyen nihai bir yargı mercii olduğudur. Temel bir hakkın ihlalinden şahsen ve doğrudan etkilenmiş olan, yani “mağdur sıfatına” sahip olan bireyler veya tüzel kişiler bu kuruma başvurabilmektedir. Hak arama hürriyeti kapsamında, usulüne uygun ve eksiksiz hazırlanmış dosyalarla yetkili makamlara başvurulması zorunludur. Bu noktada, avrupa insan hakları mahkemesi başvuru süresi son derece kesin ve bağlayıcı bir kural olup, iç hukuktaki en yüksek yetkili yargı organı kararının verildiği veya kararın tebliğ edildiği tarihten itibaren dört ay içinde dosyaların kuruma sunulmuş olması gerekmektedir.
Sürecin başlatılmasının ardından, dosyanın akıbetini ve yargılama aşamalarını resmi kanallardan takip edebilmek amacıyla avrupa insan hakları mahkemesi başvuru sorgulama işlemleri gündeme gelmektedir. Hukuka aykırı eylem veya kararlara karşı uluslararası yargı yoluna gidilirken, avrupa insan hakları mahkemesi ve aihm kurallarının şekil ve esas bakımından titizlikle yerine getirilmesi yasal bir zorunluluktur.
Mahkeme her türlü şikâyeti incelememekte olup, yetkisi; kimin, ne zaman ve hangi konuda başvuru yapabileceğini belirleyen katı kabuledilebilirlik kriterleri ile sınırlandırılmıştır. Bu nedenle, iddia edilen ihlalin Sözleşme’ye taraf olan bir devlete karşı yapılmış olması ve bir kamu makamının sorumluluk alanına giren işlemlere ilişkin bulunması şarttır. Özel kişi veya kuruluşlara karşı doğrudan bu merci nezdinde şikâyette bulunulamaz. Hukuki güvenliğin sağlanması ve hak kayıplarının önlenmesi adına, tüm bu uluslararası usul kurallarının eksiksiz bir şekilde uygulanması esastır.
Yazı İçeriği
- 1. Hukuki Boyutuyla AİHM Nedir ve Mahkemenin İnceleme Yetkisinin Sınırları Nelerdir?
- 2. Kesin Hak Düşürücü Kural: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başvuru Süresi ve İç Hukuk Yolları
- 3. İçtüzük 47. Madde Kapsamında Başvuru Formunun Doldurulması ve Sık Yapılan Hatalar
- 4. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başvuru Sorgulama ve Dava İletişim Süreçleri
- 5. Kararların İnfazı, Dostane Çözüm (Madde 39) ve Adil Tatmin (Madde 41) Talepleri
- 6. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
- 6.1. Hukuki Kapsamda AİHM Nedir ve Hangi Hakları Korur?
- 6.2. Kesin Nitelikteki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başvuru Süresi Ne Kadardır?
- 6.3. Güncel AİHM Başvuru Formu Nereden İndirilir?
- 6.4. Barkod Sistemiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başvuru Sorgulama Nasıl Yapılır?
- 6.5. İç Hukuk Yolları Tüketilmeden AİHM Önüne Gidilebilir Mi?
- 6.6. Başvuru Formunda En Sık Yapılan Hatalar Nelerdir?
- 6.7. AİHM’de Yargılama Dili Nedir ve Türkçe Başvuru Formu Gönderilebilir Mi?
- 6.8. İhlal Kararı Verildiğinde Adil Tatmin (Tazminat) Otomatik Olarak Ödenir Mi?
- 6.9. AİHM İhlal Kararları Türk İç Hukukunda Hangi Sonuçları Doğurur?
- 7. Sonuç
Hukuki Boyutuyla AİHM Nedir ve Mahkemenin İnceleme Yetkisinin Sınırları Nelerdir?
Uluslararası hukuk platformunda en çok merak edilen konuların başında hukuki statüsüyle aihm nedir sorusu gelmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve bu Sözleşme’ye ek 1, 4, 6, 7, 12 ve 13 numaralı Protokollerde güvence altına alınmış olan temel hakların ihlal edildiğini iddia eden gerçek ve tüzel kişilerin başvurularını karara bağlayan uluslararası bir yargı organıdır. Yüksek Sözleşmeci Taraflar, bireysel başvuru hakkının etkin bir şekilde kullanılmasına hiçbir surette engel olmamayı taahhüt etmişlerdir.
Bununla birlikte, avrupa insan hakları mahkemesi önüne gelen her türlü hukuki şikâyeti inceleme yetkisine sahip değildir. Mahkemenin yargı yetkisi, Sözleşme’nin 34. ve 35. maddelerinde düzenlenen katı kabul edilebilirlik kriterleriyle sınırlandırılmıştır. Bir başvurunun esastan incelenebilmesi için şu temel şartların varlığı zorunludur:
Şikâyetler, doğrudan Sözleşme’ye veya Protokollere taraf olan bir devlete karşı yöneltilmiş olmalıdır.
Şikâyete konu edilen haksız eylem veya işlem, bir kamu makamının (yasama, yürütme veya yargı organları) sorumluluk alanına girmelidir; özel hukuk kişilerine veya şirketlerine karşı doğrudan aihm nezdinde dava açılamaz.
Başvurucu, iddia edilen temel hak ihlalinden şahsen ve doğrudan etkilenmiş olmalı, yani hukuken “mağdur sıfatını” taşımalıdır.
Şikâyetler, daha önce avrupa insan hakları mahkemesi veya başka bir uluslararası merci (örneğin BM İnsan Hakları Komitesi) tarafından incelenmemiş olmalıdır.
Başvurucunun önemli bir zarar görmüş olması gerekmektedir; aksi halde başvuru reddedilebilir.
Bu uluslararası denetim mekanizmasına başvurulurken unutulmaması gereken en önemli kural, avrupa insan hakları mahkemesi‘nin ulusal mahkemelerin kararlarını esastan bozan bir kanun yolu mercii (istinaf veya temyiz makamı) olmadığıdır. Mahkeme, yalnızca haksız veya yanlış olduğu düşünülen ulusal mahkeme kararlarını doğrudan değiştiremez veya ortadan kaldıramaz; sadece Sözleşme’deki temel haklara yönelik haksız bir müdahalenin olup olmadığını denetler.
Kesin Hak Düşürücü Kural: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başvuru Süresi ve İç Hukuk Yolları
Sözleşme’nin 35. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, Mahkeme’ye ancak uluslararası hukukun genel kabul gören ilkeleri çerçevesinde iç hukuk yollarının tamamen tüketilmesinden sonra başvurulabilir. Türk hukuk sistemi açısından, ihlal iddiasının en azından özü itibarıyla ilk derece mahkemelerinden başlanarak temyiz mercilerinde ve son olarak Anayasa Mahkemesi (AYM) önünde tartışılmış olması zorunludur. Etkin, ulaşılabilir ve makul bir başarı şansı sunan tüm olağan kanun yolları tüketilmeden yapılacak bir başvuru, doğrudan reddedilecektir.
İç hukuk yolları usulüne uygun tüketildikten sonra, en kritik aşama olan avrupa insan hakları mahkemesi başvuru süresi işlemeye başlar. Usulüne uygun ve eksiksiz hazırlanmış bir başvuru formu, iç hukuktaki en yüksek yetkili yargı organı kararının verildiği veya kararın başvurucuya (ya da temsilcisine) tebliğ edildiği tarihten itibaren tam olarak dört ay içinde Mahkeme’ye sunulmuş olmalıdır. Etkili bir iç hukuk yolunun bulunmadığı istisnai durumlarda ise bu dört aylık avrupa insan hakları mahkemesi başvuru süresi, doğrudan şikâyete konu olan eylem veya işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren hesaplanır.
Bu sürenin hesaplanması konusunda aihm, son derece katı bir içtihat benimsemiştir. Yargıtay ve Danıştay gibi ulusal kuralların aksine, sürenin son gününün pazar gününe veya resmi tatile denk gelmesi, başvuru süresini izleyen ilk mesai gününe uzatmaz. Mahkeme Büyük Dairesi, bu kesin kuralı emsal kararında son derece net bir biçimde çizmiştir:
[AİHM Büyük Daire 29.06.2012 T. 27396/06 Başvuru No.]
“…altı aylık sürenin bitim tarihi olan 28 Mayıs 2006’nın Pazar gününe denk gelmesi ve bu durumda iç hukuk teamülleri uyarınca sürelerin izleyen çalışma gününe uzatılıyor olması sürenin bitim tarihinin hesaplanmasını etkilemez. AİHM altı aylık süreye uygunluk hususunun AİHS’ye ait kriterler uyarınca belirlendiğini vurgulamaktadır. […] avukat tarafından temsil edilen başvuranın, sürenin bitiş tarihinin çalışma gününe denk gelmediğini öngörememesi ve buna uygun hareket edememesi için geçerli bir neden yoktur…”
(Not: Karar tarihindeki mevzuatta süre 6 ay iken, güncel düzenlemelerle başvuru süresi 4 aya indirilmiştir.)
İçtüzük 47. Madde Kapsamında Başvuru Formunun Doldurulması ve Sık Yapılan Hatalar
Bir davanın esastan incelenebilmesi için öncelikle Mahkeme İçtüzüğü’nün 47. maddesindeki şekil şartlarına harfiyen uyulması gerekir. Avrupa insan hakları mahkemesi, başvuruların yalnızca Yazı İşleri Müdürlüğü tarafından hazırlanan en güncel resmi başvuru formu ile yapılmasını emretmektedir. Ziyaretçilerin ve başvurucuların en güncel formlara ve rehberlere doğrudan Mahkeme’nin resmi web sitesi olan www.echr.coe.int/applicants adresi üzerinden ulaşması gerekmektedir. Eski formların kullanılması veya resmi form dışındaki dilekçelerle başvuru yapılması kesin bir ret sebebidir.
Başvuru formunun hukuki bir geçerlilik taşıması için uyulması gereken zorunlu usul kuralları şunlardır:
Orijinal (Islak) İmza Zorunluluğu: Başvuru formu hukuki sonuçlar doğuran resmi bir belgedir. Formun ilgili bölümünde, başvurucunun ve temsilcisinin bizzat ıslak imzasının bulunması zorunludur. Sadece faks yoluyla yapılan veya fotokopi imza içeren formlar eksik başvuru sayılır. Başvurular ancak fiziki posta yoluyla Mahkeme’nin Strazburg’daki resmi adresine (The Registrar European Court of Human Rights Council of Europe 67075 STRASBOURG CEDEX FRANCE) gönderilmelidir.
Tüzel Kişilerde Yetki: Şirketler, dernekler veya diğer tüzel kişi başvurularında (İçtüzük 47/1-a), kuruluşu temsile yetkili resmi kişinin (yönetim kurulu başkanı vb.) kimlik ve iletişim bilgileri doldurulmalı ve yetkiyi kanıtlayan sicil kayıtları veya kararlar eklenmelidir.
Sayfa Sınırları ve Özetleme: Başvuru formunda olayların özeti (3 sayfa), ihlal iddiaları (2 sayfa) ve iç hukuk yolları (1 sayfa) ayrılan alanlara mutlaka yazılmalıdır. Bu alanlar boş bırakılarak “ekteki belgelere bakınız” şeklinde atıf yapılamaz. Başvurucular iddialarını detaylandırmak için ek açıklama sunabilirler ancak bu belge 20 sayfayı kesinlikle geçmemelidir.
Belge ve Kararların Sunulması: Şikâyete konu edilen her türlü kararın (örneğin kamulaştırma kararı, disiplin cezası vb.) resmi kopyası forma eklenmelidir; kararın sadece tercümesi yeterli değildir. Tüm belgeler tarih sırasına göre dizilmeli, numaralandırılmalı ve zımba veya yapıştırıcı kullanılmadan dosyalanmalıdır.
Süre Uyarısı: Başvuru formunda eksiklik saptanırsa form ve ekleri muhafaza edilmez, imha edilir veya iade edilir. Eğer başvuru, avrupa insan hakları mahkemesi başvuru süresi dolmasına çok kısa bir süre kala yapılmış ve eksik bulunmuşsa, başvurucuya yeni bir form doldurması için ek süre verilmez ve hak tamamen kaybedilir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başvuru Sorgulama ve Dava İletişim Süreçleri
Başvurunun İçtüzük 47. maddeye uygun olarak usulünce yapılmasının ve Strazburg’a ulaşmasının ardından, Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğü tarafından başvuruya bir dosya numarası tahsis edilir. Bu aşamadan itibaren, dosyanın akıbetini takip etmek ve resmi yazışmaları yürütebilmek adına avrupa insan hakları mahkemesi başvuru sorgulama işlemleri büyük önem kazanır. Mahkeme, başvuruculara dava süresince kullanmaları için mektupla özel barkod etiketleri gönderir. Mahkeme ile yapılacak sonraki her fiziksel yazışmanın ilk sayfasının sağ üst köşesine bu barkod etiketinin yapıştırılması ve dosya numarasının belirtilmesi usuli bir zorunluluktur.
Başvuruların daha hızlı takip edilebilmesi için Mahkeme, “eComms” (https://ecomms.echr.coe.int) adlı resmi bir elektronik iletişim platformu kullanmaktadır. Avrupa insan hakları mahkemesi başvuru sorgulama işlemleri ve resmi tebligatlar, başvurunun hükümete bildirilmesine (tebliğ edilmesine) karar verildiği aşamadan itibaren bu sistem üzerinden yürütülür. Başvurucu temsilcilerinin (avukatların) başvuru formunda geçerli bir e-posta adresi bildirmesi, bu hesabın aktif edilebilmesi için zorunludur.
Aihm önündeki yargılama usulü kural olarak yazılı yürütülmektedir ve mahkemenin resmi dilleri İngilizce ve Fransızcadır. Bununla birlikte, Sözleşmeci Devletlerin resmi dillerinden birinde (örneğin Türkçe) başvuru yapılabilmektedir. Ancak, başvurunun ilerleyen aşamalarında, özellikle başvuru hükümete tebliğ edildikten sonra, Mahkeme Daire Başkanı aksi yönde izin vermedikçe tüm yazılı ve sözlü sunumların İngilizce veya Fransızca yapılması istenebilir.
Dava süresince Mahkeme ile iletişimin kesilmemesi hukuki bir mecburiyettir. Adres değişikliklerinin veya elektronik posta adresi güncellemelerinin bildirilmemesi ciddi hak kayıplarına yol açar. Eğer başvurucu, Mahkeme tarafından eComms üzerinden veya posta yoluyla gönderilen bilgi taleplerine belirlenen sürede cevap vermezse, Sözleşme’nin 37. maddesinin 1(a) fıkrası uyarınca Mahkeme, başvurucunun davasını takip etme niyetinde olmadığı kanaatine vararak başvuruyu kayıttan düşürebilir (imha edebilir). AİHM, süre uzatımı vermemesine rağmen yazılara kayıtsız kalan başvurucularla ilgili bu katı tutumunu emsal kararında şu şekilde vurgulamıştır:
[AİHM 04.09.2018 T. 10439/12 Başvuru No.]
“…Başvuran 11 Eylül 2017 tarihinde sona eren sunuş süresinin uzatılması için bir talepte bulunmamış ve Mahkeme’nin 17 Kasım 2017 tarihli mektubuna (…) cevap vermemiştir. Mahkeme, bu şartlarda, başvuranın, Sözleşme’nin 37 § 1 (a) maddesinin anlamı dahilinde, başvurusunu sürdürmek istemediğini kabul edebileceğini düşünmektedir. […] Bu nedenlerle AİHM oybirliğiyle, başvurunun kayıttan düşürülmesine karar vermiştir…”
Kararların İnfazı, Dostane Çözüm (Madde 39) ve Adil Tatmin (Madde 41) Talepleri
Sözleşme’nin 46. maddesi uyarınca Yüksek Sözleşmeci Taraflar, taraf oldukları davalarda avrupa insan hakları mahkemesi tarafından verilen kesinleşmiş kararlara uymayı taahhüt etmişlerdir. Kesinleşen her bir mahkeme kararının infazı, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin siyasi ve hukuki denetimi altındadır. Türk hukukunda yapılan yasal değişikliklerle (CMK m. 311, HMK m. 375, İYUK m. 53), Mahkeme’nin verdiği ihlal kararları doğrudan “yargılamanın yenilenmesi” (iade-i muhakeme) sebebi sayılmış olup, ihlal kararının kesinleşmesinden itibaren yasal süreler içinde (örneğin ceza hukukunda 1 yıl içinde) ulusal mahkemelerden dosyanın yeniden açılması talep edilebilmektedir.
Yargılamanın her aşamasında taraflar, Sözleşme’nin 39. maddesi kapsamında “dostane çözüm” (friendly settlement) yoluna gidebilirler. Mahkeme, tarafları uzlaştırmak için yardımcı olabilir. Ancak bu sürecin en temel kuralı gizliliktir. Hükümet’in dostane çözüm kapsamında sunduğu para teklifi miktarının başvurucu tarafından ulusal basına sızdırılmasının sonuçlarını Mahkeme şu kararla hükme bağlamıştır:
[AİHM 12.12.2023 T. 50318/20 Başvuru No.]
“…Mahkeme, taraflara gönderdiği dostane çözüm deklarasyonunda öngörülen şartların ulusal basında yayımlandığının ve başvuranın bunları ifşa ettiğinin taraflarca tartışılmadığını kaydeder. Mahkeme, bu davranışın, gizlilik kuralının ihlalini teşkil ettiği ve bunun, aynı zamanda başvuru hakkının kötüye kullanımı olarak değerlendirilebileceği kanaatindedir. Sonuç olarak, başvurunun (…) kabul edilemez olduğuna karar vermektedir…”
Son olarak, aihm nedir sorusu bağlamında en çok merak edilen konulardan biri maddi ve manevi tazminat süreçleridir. Sözleşme’nin 41. maddesine (Adil Tatmin) göre Mahkeme, bir hak ihlali saptadığında gerekli görürse mağdur taraf lehine adil bir tazminata hükmedebilir. Ancak İçtüzük 60. madde gereğince, başvurucunun usulüne uygun şekilde açık bir tazminat talebinde bulunması şarttır. Mahkeme, adil tatmin taleplerinin usule uygun yapılmamasının sonucunu şu şekilde ifade etmiştir:
[AİHM 10.12.2019 T. 28749/18 Başvuru No.]
“…Mahkeme, önündeki usulün başlangıçtaki çekişmesiz aşamasında başvuran tarafından dile getirilen nihai manevi tazminat isteğine işaret edilmesinin Mahkeme İç tüzüğünün 60. maddesinin anlamı çerçevesinde “tazminat talebi” kapsamında olmadığı görüşündedir. (…) Bu doğrultuda, Mahkeme, bu başlık altında başvurana herhangi bir tazminata hükmetmemektedir…“
Bu sebeple ihlal iddiaları sunulurken hak kayıplarının giderilmesi için adil tatmin taleplerinin de net bir şekilde, usule uygun belirtilmesi zaruridir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Hukuki Kapsamda AİHM Nedir ve Hangi Hakları Korur?
Uygulamada sıklıkla karşılaşılan aihm nedir sorusunun yasal cevabı; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ilgili Ek Protokollerle güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerin ihlalini denetleyen uluslararası bir yargı merciidir. Yaşama hakkı, adil yargılanma hakkı, işkence yasağı, ifade özgürlüğü ve mülkiyet hakkı gibi temel anayasal hakların ihlali iddiaları bu mahkemenin görev alanına girer. Avrupa insan hakları mahkemesi, ulusal mahkemelerin kararlarını esastan bozan veya değiştiren bir dördüncü derece temyiz mahkemesi konumunda değildir. Sadece, şikâyete konu edilen ulusal kamu makamı işleminin veya yargı kararının, Sözleşme’deki haklara haksız bir müdahale teşkil edip etmediğini tespit eder.
Kesin Nitelikteki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başvuru Süresi Ne Kadardır?
Hak arama hürriyeti kapsamında en çok dikkat edilmesi gereken usul kuralı avrupa insan hakları mahkemesi başvuru süresi sınırıdır. İlgili iç hukuk sistemindeki en yüksek dereceli yargı organı tarafından verilen kesin kararın başvurucuya veya temsilcisine tebliğ edildiği tarihten itibaren tam olarak dört ay içinde dosyanın Mahkeme’ye sunulmuş olması emredici bir kuraldır. Etkili bir iç hukuk yolunun hiç bulunmadığı durumlarda ise bu dört aylık avrupa insan hakları mahkemesi başvuru süresi, doğrudan hak ihlaline yol açan olayın veya işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Bu sürenin aşılması durumunda, iddialar ne kadar haklı olursa olsun dosya esastan incelenmeksizin reddedilir.
Güncel AİHM Başvuru Formu Nereden İndirilir?
Mahkeme kuralları gereği, başvurular sadece Mahkemenin kendi hazırladığı resmi formla yapılabilir. Ziyaretçilerimiz, başvurularının eksiksiz işleme alınabilmesi için mutlaka Mahkeme’nin resmi web sitesi olan www.echr.coe.int/applicants adresini ziyaret ederek en güncel formu elektronik ortamda indirmelidir. Eski tarihli veya farklı kaynaklardan elde edilen formların kullanılması halinde başvuru doğrudan reddedilmektedir. Doldurulan bu formların ve eklerinin fiziki posta yoluyla Fransa’nın Strazburg şehrindeki ilgili Mahkeme adresine gönderilmesi gerekmektedir.
Barkod Sistemiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başvuru Sorgulama Nasıl Yapılır?
Başvuru formu usulüne uygun şekilde posta yoluyla Strazburg’a ulaştığında, Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğü tarafından başvurucuya resmi bir dosya numarası ve barkod etiketleri gönderilir. İlerleyen süreçte yazışmaların takibi, bu barkodun belgelerin sağ üst köşesine yapıştırılması suretiyle yürütülür. Ayrıca, başvurunun ilgili Hükümet’e bildirilmesi kararı alındıktan sonra, avukatlar ve temsilciler için Mahkeme’nin resmi iletişim portalı olan eComms (https://ecomms.echr.coe.int) sistemi devreye girer. Bu aşamadan sonra avrupa insan hakları mahkemesi başvuru sorgulama işlemleri, tebligatların alınması ve belge gönderimleri bu güvenli dijital platform üzerinden yürütülmektedir. Karara bağlanan dosyaların emsal metinlerine ise Mahkeme’nin HUDOC veri tabanı üzerinden ulaşılabilmektedir.
İç Hukuk Yolları Tüketilmeden AİHM Önüne Gidilebilir Mi?
Kural olarak ulusal yargı yolları (ilk derece, istinaf, Yargıtay/Danıştay ve Anayasa Mahkemesi) tüketilmeden avrupa insan hakları mahkemesi önüne doğrudan başvuru yapılamaz. Ancak Türk Anayasası’nın yargı denetimi dışında bıraktığı istisnai kamu işlemleri bulunmaktadır. Bunlar; Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararları, Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) meslekten çıkarma dışındaki kararları, Yüksek Askeri Şura’nın (YAŞ) terfi ve kadrosuzluk işlemleri ile olağanüstü hal dönemlerinde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerdir (KHK). Bu işlemler aleyhine başvurulacak etkin bir iç hukuk yolu bulunmadığından, avrupa insan hakları mahkemesi başvuru süresi ilgili idari kararın alındığı tarihten itibaren başlar ve doğrudan Strazburg’a başvuru yapılabilir.
Başvuru Formunda En Sık Yapılan Hatalar Nelerdir?
Mahkeme İçtüzüğü’nün 47. maddesi uyarınca başvuru formlarının çok katı şekil şartları bulunmaktadır. Dosyanın doğrudan reddedilmesine yol açan hukuki hatalar şunlardır:
Orijinal İmza Eksikliği: Formun fotokopi veya faks yoluyla gönderilmesi, ıslak (orijinal) imza taşımaması.
Özet Kısmının Boş Bırakılması: Olayların, ihlallerin ve iç hukuk yollarının başvuru formundaki ilgili alanlara yazılmayıp sadece “ekteki belgeye bakınız” şeklinde geçiştirilmesi.
Kararların Eklenmemesi: Şikâyet edilen müdahaleye (örneğin gözaltı kararı, disiplin cezası) ilişkin resmi evrakın fotokopisinin dosyaya konulmaması.
Belge Listesinin Unutulması: Başvuru formunda belirtilen alana, sunulan evrakların kronolojik bir listesinin yazılmaması.
AİHM’de Yargılama Dili Nedir ve Türkçe Başvuru Formu Gönderilebilir Mi?
Mahkemenin resmi yargılama dilleri İngilizce ve Fransızcadır. Ancak Sözleşmeci Devletlerin vatandaşları, kolaylık sağlanması amacıyla ilk başvuru formlarını kendi resmi dillerinde (Türkçe) doldurarak gönderebilirler. Yargılamanın ilerleyen safhalarında, özellikle dosyanın ilgili Hükümet’e tebliğ edilmesinin ardından, Mahkeme aksi yönde bir izin vermedikçe tüm sunumların ve itirazların İngilizce veya Fransızca yapılması zorunludur. Çeviri taleplerine uyulmaması, dosyanın kapatılmasına neden olur. Mahkeme, bu usul kuralını emsal kararında şu şekilde hükme bağlamıştır:
[AİHM 15.01.2013 T. 43848/05 Başvuru No.]
“…Başvuran, görüşlerini, Türkçe istenmediği halde, Türkçe olarak göndermesi sonucu (…) AİHM, başvuran taraftan görüşlerini, AİHM’nin resmi dillerinden birine tercüme ettirerek göndermesini istemiştir. (…) verilen süre içerisinde görüşlerinin çevirisinin sunulmadığı ve bu hususta süre uzatım talebinde de bulunulmadığı (…) AİHM, yukarıda belirtilen hususlar ışığında, başvuranın başvurusunu takip etme niyetinde olmadığı sonucuna varmıştır…”
İhlal Kararı Verildiğinde Adil Tatmin (Tazminat) Otomatik Olarak Ödenir Mi?
Bu husus aihm nedir ve nasıl sonuç doğurur sorusunun en teknik yanlarından biridir. Mahkeme bir Sözleşme ihlali tespit etse dahi, başvurucuya otomatik olarak bir maddi veya manevi tazminat (Adil Tatmin) ödenmesine resen hükmetmez. İçtüzüğün 60. maddesi uyarınca başvurucunun (veya avukatının), yazılı yargılama safhasında açıkça, usulüne uygun ve miktarı belirtilmiş bir tazminat talebinde bulunması şarttır. İhlal iddiaları sunulurken hak kayıplarının giderilmesine yönelik bu tazminat talepleri yapılmamışsa, Mahkeme sadece ihlal tespiti yapmakla yetinir ve herhangi bir para ödenmesine karar vermez.
AİHM İhlal Kararları Türk İç Hukukunda Hangi Sonuçları Doğurur?
Sözleşme’nin 46. maddesi gereğince, avrupa insan hakları mahkemesi tarafından verilen kararlar taraf devletler için kesin ve bağlayıcıdır. Türk hukuk sisteminde yapılan güncel yasal düzenlemelerle, Mahkemenin verdiği ihlal kararları (veya dostane çözüm neticesinde verilen düşme kararları) doğrudan “Yargılamanın Yenilenmesi” (iade-i muhakeme) sebebi olarak kabul edilmiştir. Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) madde 311, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) madde 375 ve İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) madde 53 uyarınca, kesinleşmiş ihlal kararının ardından belirli yasal süreler içinde ulusal mahkemelere başvurularak dosyanın yeniden görülmesi yasal olarak talep edilebilmektedir.
Sonuç
Modern hukuk sisteminde temel hak ve özgürlüklerin nihai güvencesi konumunda olan avrupa insan hakları mahkemesi, Sözleşme ile güvence altına alınan hakların devlet otoritesi karşısında korunmasını sağlayan en üst denetim organıdır. Bir başvurunun başarılı olabilmesi ve esastan incelenebilmesi için aihm nedir sorusunun hukuki çerçevesini kavramak ve Mahkeme’nin belirlediği katı usul kurallarına harfiyen uymak zorunludur. Haklılık payı ne kadar yüksek olursa olsun, şekil şartlarına uyulmamış bir dosya uluslararası hukukun korumasından faydalanamaz.
Bu yasal zorunlulukların başında şüphesiz iç hukuk yollarının tamamen tüketilmesi ve avrupa insan hakları mahkemesi başvuru süresi kuralına titizlikle riayet edilmesi gelmektedir. Dört aylık hak düşürücü sürenin kaçırılması, eksik evrak sunulması, başvuru formunda orijinal imza bulunmaması veya özet alanlarının boş bırakılması gibi usuli hatalar, davanın esasına girilmeden dosyanın reddedilmesine ve imha edilmesine yol açmaktadır. Yazışma aşamalarında ise, dijital veya fiziksel avrupa insan hakları mahkemesi başvuru sorgulama usullerinin doğru işletilmesi, Mahkeme’den gelen talep ve yazılara öngörülen resmi dillerde ve süresi içerisinde yanıt verilmesi dosyanın takibi açısından hayati önem taşır.