Müstehcenlik Suçu Nedir? TCK 226 Kapsamında Cezası ve Unsurları

Gelişen teknoloji ve dijital iletişim araçlarının yaygınlaşması, ceza hukuku alanında yeni uyuşmazlık türlerini beraberinde getirmiştir. Bu bağlamda, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 226. maddesinde düzenlenen müstehcenlik suçu, günümüzde adli makamlara en sık intikal eden hukuki ihtilaflardan biri konumundadır. Toplumun genel ahlakını ve bilhassa çocukların fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişimini koruma amacıyla ihdas edilen bu suç tipi; müstehcen içeriklerin üretilmesi, yayınlanması, bulundurulması veya ticarete konu edilmesi gibi çeşitli eylemleri cezai yaptırıma bağlamaktadır.

Hukuki bir sürecin sağlıklı yürütülebilmesi için suçun maddi ve manevi unsurlarının doğru tespit edilmesi şarttır. Hazırlanan bu bilgilendirme rehberinde, müstehcenlik suçu kavramının hukuki çerçevesi, TCK 226 kapsamında öngörülen hapis ve adli para cezaları ile soruşturma aşamaları detaylı bir şekilde incelenmektedir. Amacımız, yasal haklar ve yükümlülükler konusunda kamuoyuna doğru ve güncel hukuki bilgiyi şeffaf bir dille sunmaktır.

TCK m.226

(1) a) Bir çocuğa müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünleri veren ya da bunların içeriğini gösteren, okuyan, okutan veya dinleten,

b) Bunların içeriklerini çocukların girebileceği veya görebileceği yerlerde ya da alenen gösteren, görülebilecek şekilde sergileyen, okuyan, okutan, söyleyen, söyleten,

c) Bu ürünleri, içeriğine vakıf olunabilecek şekilde satışa veya kiraya arz eden,

d) Bu ürünleri, bunların satışına mahsus alışveriş yerleri dışında, satışa arz eden, satan veya kiraya veren,

e) Bu ürünleri, sair mal veya hizmet satışları yanında veya dolayısıyla bedelsiz olarak veren veya dağıtan,

f) Bu ürünlerin reklamını yapan, Kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.

(2) Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden kişi altı aydan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(3) Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukları, temsili çocuk görüntülerini veya çocuk gibi görünen kişileri kullanan kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu ürünleri ülkeye sokan, çoğaltan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, ihraç eden, bulunduran ya da başkalarının kullanımına sunan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(4) Şiddet kullanılarak, hayvanlarla, ölmüş insan bedeni üzerinde veya doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara ilişkin yazı, ses veya görüntüleri içeren ürünleri üreten, ülkeye sokan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, başkalarının kullanımına sunan veya bulunduran kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(5) Üç ve dördüncü fıkralardaki ürünlerin içeriğini basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden ya da çocukların görmesini, dinlemesini veya okumasını sağlayan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(6) Bu suçlardan dolayı, tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

(7) Bu madde hükümleri, bilimsel eserlerle; üçüncü fıkra hariç olmak ve çocuklara ulaşması engellenmek koşuluyla, sanatsal ve edebi değeri olan eserler hakkında uygulanmaz.

Yazı İçeriği

    1. Müstehcenlik Suçu ve Korunan Hukuki Değer

    Türk Ceza Hukuku sistematiğinde müstehcenlik suçu, “Genel Ahlaka Karşı Suçlar” başlığı altında düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile korunmak istenen temel hukuki değer, toplumun genel ahlak yapısı, kamu düzeni ve özellikle çocukların korunmasıdır. Müstehcenlik, kavram olarak cinsel arzuları tahrik eden, edep ve haya duygularını inciten içerikleri ifade eder.

    Adli istatistikler ve siber suçlarla mücadele raporları, son yıllarda dijital mecraların kullanım artışına paralel olarak bu suç tipinde ciddi bir artış yaşandığını göstermektedir. Bilhassa anonimlik zırhının arkasına sığınılarak işlenen bu fiiller, adli makamların dijital veri inceleme kapasitesinin artmasıyla daha hızlı tespit edilmektedir. Suçun oluşması için içeriğin mutlaka cinsel birleşme içermesi gerekmez; kişinin cinsel duygularını sömüren veya toplumun asgari edep algısını aşağı çeken her türlü materyal bu kapsamda değerlendirilebilir.

    “Genel olarak müstehcenlik suçu ile korunmak istenen hukuki menfaat, toplumun ar ve duyguları da denilen genel ahlaktır. Maddenin üçüncü fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen suç ile korunan hukuki yarar da özel olarak; çocuk haklarıdır. Suçun işlenmesi sonucu çocuğun hakları ihlâl edilmiş olduğundan bu suçla çocuğun korunması amaçlanmaktadır. Bu suç aynı zamanda çocuğun cinsel istismara karşı korunmasına da imkan sağlamaktadır (Veli Özer Özbek, Müstehcenlik Suçu, Seçkin Yayınevi, 1. bası, Ankara 2009, s. 118.).

    Suç kanunda; \”müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukları kullanmak\” olarak tanımlanmıştır. Bu tanım karşısında suçun maddi konusu \”çocuğu konu alan müstehcen ürün\”dür (Özbek, s. 121.).

    Bu noktada uyuşmazlığın sağlıklı bir hukuki zemine oturtulabilmesi için müstehcen, ürün ve üretim kavramlarına açıklık getirmek gerekmektedir.

    Türk Dil Kurumu Büyük Türkçe Sözlüğünde müstehcen kelimesi \”Açık saçık, edebe aykırı, yakışıksız\” olarak tanımlanmıştır.

    Öğretide müstehcenlik kavramını tanımlamanın güçlüğü dile getirilip daha ziyade hangi hâllerin müstehcen sayılabileceği açıklanmıştır.

    Müstehcenlik normatif bir kavram olup toplumdan topluma değiştiği gibi aynı toplum içinde toplumsal değerlere bağlı olarak da değişikliğe uğramaktadır. Bu kavramın varlığının tespitinde, toplumun belli bir kesiminde kabul edilen değer yargıları değil, toplumun genelinin ve demokratik toplum düzenine ilişkin davranış kurallarının esas alınması gerekir.

    Buna göre suça konu ürünün toplumun ortak edep ve ahlak temizliğine yönelik açık bir saldırı niteliğinde olup olmadığı, özellikle çocukların bu davranışın zararlı etkilerinden korunması gerekip gerekmediği tespit edilip objektif olarak müstehcen olup olmadığı belirlenmelidir. “[Yargıtay CG. Ceza Genel Kurulu 08.11.2023 T. 2019/216 E. 2023/591 K.]

    2. Suçun Maddi ve Manevi Unsurları

    Müstehcenlik suçu, kanuni tanımındaki eylemlerin gerçekleştirilmesiyle oluşur. Bu suçun maddi unsurları oldukça çeşitlidir ve seçimlik hareketli bir suç niteliğindedir. Kanun koyucu, suçun oluşması için şu hareketlerden birinin yapılmasını yeterli görmüştür:

    • Müstehcen ürünlerin çocukların görüp duyabileceği şekilde sergilenmesi,

    • İçeriklerin satışa arz edilmesi veya kiraya verilmesi,

    • Bu ürünlerin reklamının yapılması veya tanıtılması,

    • Yasadışı yollarla Türkiye’ye sokulması veya ihraç edilmesi.

    Suçun manevi unsuru ise genel kasttır. Failin, söz konusu materyalin müstehcen olduğunu bilerek ve isteyerek yayma, sergileme veya satma iradesine sahip olması gerekir. Hukuki analizlerde failin saikinin (amacının) cinsel tatmin olması şart değildir; kamuya açık alanda yayma iradesi suçun oluşumu için kafi görülmektedir.

    3. Çocuklara İlişkin Özel Düzenlemeler ve Ağırlaştırıcı Sebepler

    TCK 226/3 maddesi, müstehcenlik suçu bakımından en ağır yaptırımları içeren ve çocukların korunmasını merkeze alan fıkradır. Kanun koyucu, çocukların kullanıldığı içerikler konusunda “sıfır tolerans” ilkesini benimsemiştir. Bu kapsamda;

    1. Çocukların kullanıldığı müstehcen ürünlerin üretilmesi ve depolanması,

    2. Bu içeriklerin bilişim sistemi (internet, sosyal medya vb.) üzerinden yayılması,

    3. Şiddet, hayvanlar veya ölü insan bedenleri içeren materyallerin kullanılması,

    4. Bu tür içeriklerin kişisel kullanım için dahi olsa bulundurulması.

    Araştırmalar, çocukların konu edildiği müstehcenlik fiillerinde ceza alt sınırlarının oldukça yüksek tutulduğunu göstermektedir. Bu aşamada adli makamlar, IP adresi tespitleri ve cihaz imaj incelemeleri ile failin kastını ortaya koymaktadır.

    “Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2014/14-603 esas ve 2015/66 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere uluslararası sözleşmelere ve yükümlülüklere paralel bir düzenleme içeren TCK’nın 226. maddesinin 3. fıkrasında müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukların kullanılması yaptırım altına alınmaktadır. TCK’nın 226/3. maddesinin ilk cümlesinde, müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukları, temsili çocuk görüntülerini veya çocuk gibi görünen kişileri kullanan kişilerin cezalandırılacağı düzenlenmiş, aynı Kanun maddesinin ikinci cümlesinde de, bu ürünleri ülkeye sokan, çoğaltan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, ihraç eden, bulunduran ya da başkalarının kullanımına sunan kişilerin mahkum olacakları belirtilmiştir. Görüleceği üzere Kanun koyucu, “üretim” fiillerini ayrı, “ülkeye sokma, çoğaltma, satışa arz etme, satma, nakletme, depolama, ihraç etme, bulundurma ya da başkalarının kullanımına sunma” eylemlerini ayrı düzenleyip farklı yaptırımlara tabi tutmuştur.

    Kanun koyucu bu suçun oluşumu için müstehcen ürünlerin profesyonel olarak hazırlanmasını aramamakta, müstehcen ürünlerin şekli şartları ya da bu ürünlerin üretiliş şekil ve amaçları konusunda bir sınırlama getirmemektedir. Buradaki müstehcen ürün kavramı ile müstehcenlik unsuru olarak çocuğun kullanıldığı resim, film, video, fotoğraf, grafik, imge, heykel, çizgi film, animasyon gibi görsel veya sesli ürünler ile şarkı sözü, roman, hikaye gibi yazılı ürünleri ifade etmektedir. Bu konuda bir sınırlama söz konusu değildir. Çocuğun bu müstehcen ürünün üretilmesinden haberinin ya da rızasının olup olmamasının da bir önemi yoktur. Bunun yanında suçun unsurlarının oluşması bakımından müstehcen ürünlerin izlenmesi, izlettirilmesi, satılması ve dağıtılması gibi bir zorunluluk da söz konusu değildir. Bu müstehcen ürünlerin hiç izlenmemiş olması ya da bireysel amaç için üretilmiş olması da sonucu değiştirmeyecektir.[Yargıtay 18. Ceza Dairesi 10.10.2019 T. 2019/7009 E. 2019/14159 K.]

    4. TCK 226 Kapsamında Öngörülen Cezalar ve Yaptırımlar

    Müstehcenlik suçu cezası, işlenen fiilin niteliğine göre kademeli bir şekilde artmaktadır. Kanunda öngörülen yaptırım türleri hapis cezası ile adli para cezasının birlikte uygulanmasını gerektiren karma bir yapıdadır. Ceza miktarları şu şekildedir:

    • Temel Şekli (Md. 226/1): Altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası.

    • Vasıtalı Müstehcenlik (Md. 226/2): Yayın yoluyla işlenmesi halinde ceza yarı oranında artırılır.

    • Çocukların Kullanılması (Md. 226/3): On yıldan on beş yıla kadar hapis ve adli para cezası (Üretim ve yayma halinde).

    • Bulundurma (Md. 226/3-son): Çocukların kullanıldığı içerikleri sadece bulundurma halinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası.

    Hukuki süreçte mahkemeler, ceza miktarını belirlerken fiilin toplumda yarattığı infiali ve failin geçmişteki adli sicil kaydını dikkate almaktadır.

    5. Soruşturma ve Dijital Delillerin İncelenmesi

    Soruşturma aşamasında müstehcenlik suçu, teknik incelemelerin en yoğun yapıldığı dosya türlerinden biridir. Siber suçlarla mücadele birimleri tarafından hazırlanan teknik raporlar, davanın seyrini belirleyen en önemli unsurdur.

    • Dijital Materyal El Koyma: Şüpheliye ait telefon, bilgisayar ve harici belleklerin kopyası (imajı) alınarak bilirkişi incelemesine gönderilir.

    • IP ve Log Kayıtları: İçeriğin paylaşıldığı internet hattı ve zaman dilimi tespit edilerek, verinin paylaşıldığı cihaz ile şüpheli arasındaki bağ kurulur.

    • Hukuka Aykırı Delil Sorunu: Arama ve el koyma işlemlerinin CMK hükümlerine aykırı yapılması durumunda, elde edilen veriler mahkumiyete esas alınamaz.

    “Sanığın işlettiği işyerinde bulunan bilgisayar kasasında, … Sulh Ceza Mahkemesi’nin 05/08/2009 tarih ve 2009/412 D. … sayılı kararı ile 05/08/2009 günü arama yapılmasına ve CMK’nın 123 ve devamı maddeleri uyarınca el konulmasına karar verildiği ve bu karar doğrultusunda bilgisayar kasasına el konulduğu anlaşılan olayda; Mahkeme kararının yalnızca CMK’nın 116. ve 127. maddeleri uyarınca arama ve el koyma tedbirlerine yönelik olduğu, suç tarihi itibarıyla başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması halinde CMK’nın 134 maddesi uyarınca bilgisayar ve bilgisayar kütükleri üzerinde arama yapılmasına ve elkonulmasına dair verilmiş bir karar bulunmadığı, bu suretle CMK’nın 134. maddesi hükümlerine riayet edilmeyerek bilgisayar kütüklerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, bilgisayar kasasına ait hard diskte hukuka aykırı yapılan bu arama ve el koyma sonucu elde edilen delillerin de hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş delil niteliğinde bulunduğunun gözetilmemesi,,, “[Yargıtay 4. Ceza Dairesi 27.06.2022 T. 2022/4812 E. 2022/16075 K.]

    6. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

    6.1. Müstehcenlik Suçu Şikayete Tabi Midir?

    Ceza hukuku uygulamasında en çok merak edilen hususlardan biri, soruşturmanın nasıl başlatıldığıdır. Müstehcenlik suçu, Türk Ceza Kanunu kapsamında şikayete tabi suçlar listesinde yer almamaktadır. Bu durumun hukuki sonucu şudur: Suçun işlendiği adli makamlar tarafından öğrenildiği andan itibaren, herhangi bir şikayet aranmaksızın Cumhuriyet Savcılığı tarafından resen (kendiliğinden) soruşturma başlatılır. Şikayete tabi olmadığı için, ihbarda bulunan kişinin sonradan şikayetinden vazgeçmesi kamu davasının düşmesine veya ceza soruşturmasının kapanmasına yol açmaz. İlgili eylemler için dava zamanaşımı süresi içinde her zaman adli işlem tesis edilebilir.

    6.2. Özel Mesajlaşma Uygulamalarındaki Paylaşımlar Suç Teşkil Eder Mi?

    Yetişkin bireylerin kendi aralarında rızaya dayalı olarak özel mesajlaşma uygulamaları (WhatsApp, Telegram vb.) üzerinden yaptıkları içerik paylaşımları, kural olarak özel hayatın gizliliği kapsamında değerlendirilebilir. Ancak bu noktada çok hassas bir hukuki çizgi bulunmaktadır. Eğer paylaşılan içerik çocukların kullanıldığı materyallerden oluşuyorsa, yetişkinler arasında kapalı gruplarda gönderilmiş veya sadece kişisel cihazda depolanmış (bulundurulmuş) olsa dahi TCK 226/3 fıkrası uyarınca ağır bir müstehcenlik suçu oluşur.

    6.3. Müstehcenlik Suçu Kapsamında Verilen Cezalar Ertelenebilir Mi?

    Bir suç neticesinde hükmedilen cezanın ertelenmesi veya Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı verilebilmesi için ceza miktarının belirli sınırların altında kalması gerekir. TCK 226/1 maddesinde düzenlenen suçun temel şeklinde (örneğin yetişkinlere yönelik içeriklerin izinsiz satılması), ceza alt sınırı düşük olduğundan şartları oluştuğunda HAGB, cezanın ertelenmesi veya adli para cezasına çevrilmesi mümkündür. Ancak, çocukların konu edildiği müstehcenlik suçu (TCK 226/3) söz konusu olduğunda, kanun koyucu çok ağır hapis cezaları (on yıldan on beş yıla kadar) öngördüğünden, bu fiiller neticesinde verilen cezaların ertelenmesi veya paraya çevrilmesi hukuken mümkün olmamaktadır.

    6.4. Sosyal Medyada Müstehcen İçerik İletmek veya Retweet Yapmak Suç Mudur?

    Sosyal medya platformlarında (Twitter, Facebook, Instagram) yasal olmayan bir içeriği “retweet” etmek, başkalarına yönlendirmek veya açık gruplarda paylaşmak, hukuki terminolojide “yayma” fiili olarak nitelendirilmektedir. Yayma hareketi, içeriğin çok sayıda kişinin erişimine sunulması anlamına geldiği için müstehcenlik suçu kastını doğrudan oluşturur. Bilişim sistemleri üzerinden yapılan bu yayma işlemleri, IP log kayıtları ve siber incelemelerle kolaylıkla tespit edilmekte ve failler hakkında doğrudan iddianame düzenlenmektedir.

    7. Sonuç

    Dijital çağın getirdiği iletişim kolaylıkları, hukuki boyutta yeni risk alanları yaratmış ve ceza mevzuatımızın bu değişimlere hızla adapte olmasını zorunlu kılmıştır. Türk Ceza Kanunu’nun 226. maddesinde hayat bulan müstehcenlik suçu, sadece bireylerin ahlaki sınırlarını değil, doğrudan toplumun temel yapısını ve çocukların mutlak dokunulmazlığını koruyan katı bir yasal güvencedir.

    Bilişim sistemleri aracılığıyla işlenen bu tür suçlarda, dijital delillerin (IP kayıtları, log dosyaları, imaj alma işlemleri) hukuka uygun yöntemlerle elde edilip edilmediği, yargılamanın kaderini belirleyen en temel unsurdur. Ceza hukukunun hassas dengeleri içinde, suçun maddi unsurları ile failin kastının doğru analiz edilmesi, adil bir yargılamanın olmazsa olmazıdır. Yasal süreçlerin bu denli teknik ve sonuçlarının son derece ağır hapis cezaları içerdiği göz önüne alındığında, soruşturma ve kovuşturma aşamalarının her adımında alanında uzman, ceza ve bilişim hukukuna tam hakim bir hukuki temsil ile ilerlemek hayati bir gerekliliktir. Adalet, ancak doğru hukuki bilginin zamanında ve eksiksiz kullanımıyla tesis edilebilir.

    Yorum bırakın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Scroll to Top